DUYURU  : Telif haklarini ihlal eden her turlu materyal MEBTR'de Yayinlanamaz ve Dagitilamaz! Please Read! Legal disclaimer and notice.
| Frmda.Com | Kisisel Sayfalar | Anket ve Yarismalar | Ask Doktorunuz | Guncel Haberler | Genel Konular | Eglence Bu Bolumde Kopacaksiniz | Hobileriniz | Definecilik Ile Ilgili Hersey |
| Genel Kultur Konulari | Kultur ve Sanat | Turk Kulturu-Turk sanati | Dinimiz Islam | Videol paylasim Merkezi | Dizi Izle | Muzik ve Mp3 Tanitim | Tum Oyunlar | Elektronik Dunyasi | Bilgisayar-Donanim-Surucu teknik Destek-Programlar | Guvenlik Merkezi |Cep Telefonu-Logo-Melodi-Program | Digital Uydu Dunyasi | Webmaster Yardim | Bilgi Bankasi-Dev Odev Arsivi |Frmda.Com Danisman | Kadin Dunyasi | Cocuklara Ozel | Erkeklere Ozel |Araclar Modifiye | Frmda Ilan ver |

 

Kategori 'Lise Genel Kultur'

Çanakkale hakkında geniş bilgi

İlin Coğrafi Konumu
Çanakkale, Türkiye’nin kuzeybatı yönüne düşen Balkan Yarımadası’nın doğu Trakya topraklarına bir kıstakla bağlanmış, Gelibolu Yarımadası ile Anadolu’nun uzantısı olan Biga Yarımadası üzerinde toprakları bulunan bir ilimizdir.
25″ 35′ ve 27″ 45′ doğu boylamları ile 39″ 30′ ve 40″ 45′ kuzey enlemleri arasında 9.737 km2 lik bir alanda kurulmuş olup, doğu ve güneydoğu yönünde Balıkesir, batıda Ege Denizi, kuzeybatıda Edirne İli, kuzeyde Tekirdağ İli ile Marmara Denizi tarafından çevrelenmiştir.
Ekonomik Yapı
İlimizde tarımsal üretim yapılan arazinin toprak varlığına oranı % 5′dir. Hububat, ayçiçeği, zeytin, sebze, meyve üretimi ile hayvancılık İlimizin en önemli gelir kaynaklarını

Çanakkale hakkında geniş bilgiyi indirmek için tiklayin

Yorum Yazın 31.01.2009

Kral Midas

Kral Midas
Vikipedi, özgür ansiklopedi
Git ve: kullan, ara
→ Başlığın diğer anlamları için Midas sayfasına bakınız.
 
 
Kral Midas büstü
Kral Midas, Gordion kentinde yaşamış efsanevi Frigya kralıdır. Kral oluşu gibi yaşamı ve ölümü üzerine de mitolojiler yazılmıştır. Yaşamı boyunca acılar çekmiş olan Midas, “eşek kulak”larıyla ya da “dokunduğu herşeyi altına çevirmesiyle” ünlenmiştir.
Kral Midas, Ankara civarında kurulmuş olan Frigya’da M.Ö. 738 - M.Ö. 696 yılları arasında Gordion olarak bilinen kentte yaşamıştır. Midas, hem tarihi kişiliği hem de mitolojik efsaneleri ile oldukça ünlüdür. Bu söylencelerden birisi meşhur “eşek kulaklı Midas”dır.
Yapılan bilimsel çalışmalarda, Midas’ın ana karnında bir hastalığa yakalandığı ve kulak kanalları asimetrik olarak doğduğu anlaşılmıştır. Asimetrik kulak yapısı nadir görülen bir hastalık şeklidir. Önden veya arkadan bakıldığı zaman bir kulağın diğerinden çok daha yukarıda veya aşağıda olduğu görülür. Çirkin bir görünüm oluşturan bu hastalık Midas’ın kafatasında belirgin izler de bırakmıştır. Halkından utanan Midas’ın sürekli olarak başına geçirdiği bir “serpuş”la gezdiği, kulaklarını hiçbir zaman göremeyen halkının ise, krallarının kulakları hakkında yorum yaparak, göremedikleri kulakları eşek kulağına benzeterek kralları hakkında dedikodu yaptıkları düşüncesi kuvvet kazanmıştır.

Midas’ın Krallığa giden yolu [değiştir]
 
 
Gordion şehri harabeleri
“Antik Telmesos’tan başlayıp, Ankara’da sona eren kader çizgisinin ünlü yolcusu Kral Midas’ın acı dolu yaşam öyküsü” demir çemberli tekerlerin aşındırdığı Kral Yolu’nda bir gün eski bir araba yol almaktadır. Arabayı kullanan gence yaşlı annesi ve orman işçisi babası eşlik etmektedir. Annesinin doğduğu Telmesos’u bugünkü Fethiye’yi ve liman kenti Patara’yı arkalarında bırakalı günler olmuştu. Bey dağlarını ve Batı Toroslar’ı aşıp kuzeye Frig ülkesine doğru yönelmektedirler. Frig Kralı Gordios ölmüştür. Halk çok üzgündür. Kralın yerine geçecek kimse yoktur. Ülkenin ileri gelenleri toplanır ve kahinlerden yardım ister. Kahinler kehanette bulunurlar ve şu andan itibaren Gordion’a arabasıyla ilk giren kraldır. Kral Midas’tır artık O. Midas Frig ülkesinin bilinen iki kralından bir tanesidir. Frig kralları ya Gordios ya da Midas olarak anılırdı. Ele geçirilen çok az belgeye dayanarak başkent Gordion’un Gordios ünvanlı bir kralın kurduğunu, Midas’ın ise bundan sonra krallık yaptığı tahmin edilmektedir.
Arkeolojik belgelere göre M.Ö. 1360 yılında Anadolu ve Yunanistan çok şiddetli bir depremle sarsılır. Bu arada birçok kent yerle bir olur. Söylentilere göre Atlantis kıtası da bu depremde yok olmuş, sulara gömülmüştür. İşte bu felaketten sonra Eski Yunanistan ve Makedonya’nın Trakya kavimleri topraklarını terk ederek yeni yurtlar ararlar. Bunlardan bir bölümü Karadeniz’in kuzeyine yönelir. Aralarına İran adlı bir kavminde bulunduğu bu grup Kırım üzerinden Kafkasya’yı aşar ve bugün İran olarak anılan topraklara yerleşirler. Diğer bir bölümü ise deniz yoluyla Mısır’a yerleşir. Ancak Firavun III. Ramses kendi deyişiyle ülkesini arslanlar gibi korur ve onları Mısır’a sokmaz. Bu dönemde Anadolu’da hüküm süren Hitit Krallığı ise ülkeyi saran veba hastalığı ve isyan eden yerli kavimlerle uğraşmaktan zayıf düşmüştür. Trakya’dan göç eden diğer bir grup M.Ö 1200 yıllarında boğazları geçerek Anadolu’ya girer ve Anadolu’da Hitit hakimiyetine son verir. Frig’ler başkenti Gordion olan bir krallık kurarak, kısa zamanda büyür ve Orta Anadolu’nun tümünü kaplarlar. Frigya en parlak dönemini Kral Midas’la yaşamıştır. Midas şüphesiz çağının en ünlü krallarından biridir ve Asur çivi yazılı belgelerde Mita olarak tanımlanmaktadır.

Midas’ın ölümü [değiştir]
 
 
Kral Midas’ın sembolik mezarı ve kafatası - Anadolu Medeniyetleri Müzesi
Midas’ın kral seçilişi ve yaşamına hüzün veren eşek kulakları ne kadar efsanevi ise ölümüde o denli efsanelere konu olmuştur. Midas kendini görkemli ve zapdedilmesi imkansız bir başkente sahip sanır. Ancak bugün daha surları ve kale kapısı ile görenleri şaşırtan Midas’ın Gordion’u M.Ö 695 yılında İran’dan gelen ve adeta çekirge sürüsü gibi Anadolu’yu yiyip bitiren Kimmer Baskınına dayanamayarak yerle bir olmuştur. Midas bu baskından sağ kurtulur ama o günden sonra sıkıntılı bir hayat sürmüştür. Gordion’lu Midas artık kendi kaderini kendi tayin etmiş ve harap olan Gordion yıkıntıları üzerinde dolaşırken mitolojiye göre boğa kanı içerek intihar etmiştir. Fakat uzmanlar tarafından Kral Midas’ın kafatası 3 boyutlu tomogrofisi çekilerek incelenmiştir. Bu incelemeler sonucunda kafatasının iç yapılarında büyük ölçüde değişiklikler tespit edilmiştir. Kafatasının göz çukurunun sağ köşesinden yukarı doğru giden bir kırık hattı görülmüştür.Alınan küçük bir parça patoloji uzmanları tarafından dikkatle incelenerek kemik dokusunda büyük bir değişiklik olmamakla beraber mikroskobik seviyede yer yer kahverengi lekeler olduğu saptandı. Kullanılan özel boya ile bu yer yer görülen kahverengi lekelerin demir içeren ve kan elemanlarının kalıntısından ortaya çıkan pigment olduğu patologlar tarafından ortaya çıkarılmıştır. Midas’ın ölüm sebebinin mitolojide söylendiği gibi boğa kanı içerek intihar etmesinden değil, başının sağ tarafına aldığı ağır bir darbe ile öldürüldüğü ispatlanmıştır.
Yapılan çalışmalar sırasında ilgililerce var olduğu söylenen Midas’a ait vücut iskeletinin kaybolduğu iddia edilir. 1992 yılından başlayarak üzerinde çeşitli araştırmalar yapılan kafatası ise bugün layık olduğu yer olan Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nde sergilenmektedir.

Efsaneler [değiştir]
 
 
Yazılıkaya, Midas kenti.
Tarihte Midas ile ilgili farklı efsaneler vardır. Bunlardan en ünlüleri “eşek kulaklı Midas” ve “dokunduğu herşeyi altına çeviren Midas”dır.
“Eşek kulaklı kral Midas” efsanesi şöyle anlatılır: Yunan Tanrısı Apollon ve Kır Tanrısı Pan arasında yapılacak bir çalgı çalma yarışmasında Midas yargıçlardan biri olarak seçilmişti. Kır tanrısı, kavalıyla hoş sesler çıkarıyordu; ama Apollon’un gümüşten lir’i her çalgıdan üstündü. Apollon; çalmaya başladığında Musalar bile durup onu dinlerdi. Yargıçlardan ikincisi dağ tanrısı Tmolos, yengi çelengini Apollon’a verdi. Ama Midas oyunu yarışma sonunda Pan’a yönelik kullanınca Tanrı Apollon çok kızdı ve “güzel müziği ayırt edemeyen kulak insan kulağı olamaz , sana eşek kulağı yakışır” diyerek Midas’ın kulaklarını eşek kulağına dönüştürür. Midas bir süre, tanrının armağanlarını koca bir külah içinde sakladı. Sakladı ama onun saçlarını kesen berber sonunda kulaklarını gördü ve böylelikle kralın sırrını öğrenmiş oldu. Ancak sır bu insan ağzına sığar mı? Berber sancılar geçirir. Dayanılmaz ıstıraplar yaşar.Sonunda sırrını bir kuyuya söylemeye karar verir. Kuyuya eğilir ve Midas’ın kulakları eşek kulakları diye bağırır. Sırrı kuyudaki su sazlara, sazlarsa rüzgarda salına salına bütün etrafa yayılır. Böylece bütün ülke Midas’ın sırrını kısa zamanda öğrenir. Daha sonra halk midas hakkında gölge oyunları oynamaya başlar. Midas artık bıkmıştır ve kulaklarını kestirmeye karar verir, kulaklarını kestirir. Kulakları kesilen Midas’ın sonradan kulaklarının sarmaşık kadar tekrar uzadığı görülür. Herkes onunla “eşek kulaklı Midas” diye dalga geçmeye başlar. Kral Midas Tanrıya yalvarmaya başlar “Tanrım benim bu kulaklarımı düzelt ama bütün servetimi elimden al” der. Tanrı onu bağışlar ve Midas kulaklarını geri alır. Ama kimse görmeden canını da alır ve mezara gömer.
“Dokunduğu herşeyi altına çeviren Midas” efsanesi ise şöyledir:
Efsaneye göre; şarap tanrısı Dionisos’un yoldaşı Satiros, Frigya’yı gezerken Midas’ın gül bahçesinde uyuyakalmış. Satiros’u bulup, on gün on gece sarayında ağırlayan Midas’ın konukseverliğinden etkilenen Dionisos, kralın bir dileğini gerçekleştireceğini söylemiş. Kral Midas da her dokunduğunun altına dönüşmesini ve böylece daha zengin olmayı istemiş. Ancak yemek için dokunduğu yiyecekler, içecekler ve ünlü gül bahçesi bile altına dönüşünce, kral Dionisos’dan bu uğursuz gücü geri almasını istemiş. Midas’ın durumuna acıyan tanrı Dionisos krala Paktalos Irmağı’nda yıkanmasını söylemiş. Bu ırmakta yıkanan Midas, her tuttuğunun altına dönüşmesinden kurtulmuş. Ve o günden bugüne bu ırmakta bulunan altın parçacıkları bu efsaneye bağlanmıştır. selcuk coskun

Yorum Yazın 30.12.2008

The Discovery Of Radioactivity

The Discovery Of Radioactivity:
The Dawn of the Nuclear Age
Fran Slowiczek, Ed.D and Pamela M. Peters, Ph.D.

One hundred years ago, a group of scientists unknowingly ushered in the Atomic Age. Driven by curiosity, these men and women explored the nature and functioning of atoms. Their work initiated paths of research which changed our understanding of the building blocks of matter; their discoveries prepared the way for development of new methods and tools used to explore our origins, the functioning of our bodies both in sickness and in health, and much more. How did our conceptions of atomic properties change? How has that change affected our lives and our knowledge of the world?
Atoms and Elements: A Beginning
Elements are the building blocks of matter. The smallest particle of an element that still retains the identity of that element is the atom. All atoms of a given element are identical to one another, but differ from the atoms of other elements. Ancient Greeks first predicted the existence of the atom around 500 BC. They named the predicted particle ‘atomos,’ meaning “indivisible.”
In 1803, John Dalton (1766-1844) proposed a systematic set of postulates to describe the atom. Dalton’s work paved the way for modern day acceptance of the atom. But scientists of his day considered the atom to be merely a subordinate player in chemical reactions, an uninteresting, homogeneous, positively charged “glob” that contained scattered electrons. That premise remained unchallenged until the end of the nineteenth century, when a series of brilliant discoveries opened the door on the atomic science of the twentieth century. Working concurrently and often collaboratively, three pioneering scientists helped release the genie of the atom.
Antoine Henri Becquerel
Becquerel, a French physicist, was the son and grandson of physicists. Becquerel was familiar with the work of Wilhelm Conrad Roentgen on December 22 1895, “photographed” his wife’s hand, revealing the unmistakable image of her skeleton, complete with wedding ring. Roentgen’s wife had placed her hand in the path of X-rays which Roentgen created by beaming an electron ray energy source onto a cathode tube. Roentgen’s discovery of these “mysterious” rays capable of producing an image on a photographic plate excited scientists of his day, including Becquerel. Becquerel chose to study the related phenomena of fluorescence and phosphorescence. In March of 1896, quite by accident, he made a remarkable discovery.
Becquerel found that, while the phenomena of fluorescence and phosphorescence had many similarities to each other and to X-rays, they also had important differences. While fluorescence and X-rays stopped when the initiating energy source was halted, phosphorescence continued to emit rays some time after the initiating energy source was removed. However, in all three cases, the energy was derived initially from an outside source.
In March of 1896, during a time of overcast weather, Becquerel found he couldn’t use the sun as an initiating energy source for his experiments. He put his wrapped photographic plates away in a darkened drawer, along with some crystals containing uranium. Much to his Becquerel’s surprise, the plates were exposed during storage by invisible emanations from the uranium. The emanations did not require the presence of an initiating energy source–the crystals emitted rays on their own! Although Becquerel did not pursue his discovery of radioactivity, others did and, in so doing, changed the face of both modern medicine and modern science.
The Curies: Lives Devoted to Research
Working in the Becquerel lab, Marie Curie and her husband, Pierre, began what became a life long study of radioactivity. It took fresh and open minds, along with much dedicated work, for these scientists to establish the properties of radioactive matter. Marie Curie wrote, “The subject seemed to us very attractive and all the more so because the question was entirely new and nothing yet had been written upon it.”
Becquerel had already noted that uranium emanations could turn air into a conductor of electricity. Using sensitive instruments invented by Pierre Curie and his brother, Pierre and Marie Curie measured the ability of emanations from various elements to induce conductivity. On February 17, 1898, the Curies tested an ore of uranium, pitchblende, for its ability to turn air into a conductor of electricity. The Curies found that the pitchblende produced a current 300 times stronger than that produced by pure uranium. They tested and recalibrated their instruments, and yet they still found the same puzzling results. The Curies reasoned that a very active unknown substance in addition to the uranium must exist within the pitchblende. In the title of a paper describing this hypothesized element (which they named polonium after Marie’s native Poland), they introduced the new term: “radio-active.”
After much grueling work, the Curies were able to extract enough polonium and another radioactive element, radium, to establish the chemical properties of these elements. Marie Curie, with her husband and continuing after his death, established the first quantitative standards by which the rate of radioactive emission of charged particles from elements could be measured and compared. In addition, she found that there was a decrease in the rate of radioactive emissions over time and that this decrease could be calculated and predicted. But perhaps Marie Curie’s greatest and most unique achievement was her realization that radiation is an atomic property of matter rather than a separate independent emanation.
Despite the giant step forward which science had now taken in it’s understanding of radioactivity, scientists still understood little of the structure of the atom. This understanding awaited the work of Ernest Rutherford.
Ernest Rutherford and the Atom
In 1911, Rutherford conducted a series of experiments in which he bombarded a piece of gold foil with positively charged (alpha) particles emitted by radioactive material. Most of the particles passed through the foil undisturbed, suggesting that the foil was made up mostly of empty space rather than of a sheet of solid atoms. Some alpha particles, however, “bounced back,” indicating the presence of solid matter. Atomic particles, Rutherford’s work showed, consisted primarily of empty space surrounding a well-defined central core called a nucleus.
In a long and distinguished career, Rutherford laid the groundwork for the determination of atomic structure. In addition to defining the planetary model of the atom, he showed that radioactive elements undergo a process of decay over time. And, in experiments which involved what newspapers of his day called “splitting the atom,” Rutherford was the first to artificially transmute one element into another–unleashing the incredible power of the atom which would eventually be harnessed for both beneficial and destructive purposes.
Taken together, the work of Becquerel, the Curies, Rutherford and others, made modern medical and scientific research more than a dream. They made it a reality with many applications. A look at the use of isotopes reveals just some of the ways in which the pioneering work of these scientists has been utilized.
Applications: Isotopes in Research and Medicine
Scientists can now create radioactive forms of common elements, called isotopes. Each isotope has a fixed rate of decay which can be characterized by its half-life, or the length of time that it takes half of the radioactive atoms in a sample to decay. Because each isotope decays at a unique and predictable rate, different isotopes can be used for a variety of purposes. For example, isotopes play an important role in modern medicine. They can be ingested and traced in their path through the body, revealing biochemical and metabolic processes with precision. These isotropic “tracers” are currently used for practical diagnosis of disease as well as in research.
The dating of radioactive carbon has helped to define the history of life on this planet. Any living organism takes in both radioactive and non-radioactive carbon, either through the process of photosynthesis or by eating plants or eating animals that have eaten plants. When the animal dies, however, uptake of carbon stops. As a result, radioactive carbon atoms are not replaced as they decay, and the amount of this material decreases over time. The rate of decrease is predictable and can be described with accuracy, vastly increasing our ability to date the biological events of our planet.
Conclusion: The Contradictions of Radioactivity
Radiation is a two edged sword: its usefulness in both medicine and anthropological and archaeological studies is undisputed, yet the same materials can be used for destruction. Human curiosity drove inquiring scientists to harness the power of the atom. Now humankind must accept the responsibility for the appropriate and beneficial uses of this very powerful tool.

Yorum Yazın 25.12.2008

BULAŞICI HASTALIKLAR ve Korunma Yolları ÖDev

Organizmanın mikroplar veya virüsler tarafından istilası sonucu ortaya çıkan enfeksiyon hali olup bir kişiden diğerine bulaşabilir ve salgınlara yol açar.
 Bu hastalıklar çocuklarda sık görülmekle birlikte büyüklere de ulaşabilir.Doğrudan doğruya bir insandan diğerine geçebilir.Bu tehlikeyi atlatmak için en iyisi tecrittir.Hastalık dolaylı olarak dirençli bir mikropla, su veya mikrop bulaşmış diğer maddelerle de başkasına geçebilir.Bu durumda dezenfeksiyon en etkili yöntemdir.
 Enfeksiyon birine bulaştıktan sonra kuluçka dönemi başlar.Hastalığın türüne göre bu dönemin süresi değişir, sonra ortaya çıkar.Belirtileri de; ateş yükselmesi, baş ağrıları, ihtiyaç hali, nezle, öksürük, boğaz ağrıları, gözlerde akıntı, deride döküntü ve gözlerde şişmedir.Bu tür hastalıklar aşıyla önlenebilir.Ancak uyarılara rağmen anne babalar çok kez rapel aşılarını yaptırmayı ihmal ederler.Aşı tekrarları ilk aşı kadar önemlidir.Bu aşıların bazıları bebek dünyaya geldiğinde yapılması zorunlu kılınmıştır.

Mikroplar Vücudumuza Şu Yollarla Girmektedir ;

a- ) Sindirim Sistemi Yoluyla : Mikroplarla en çok karşılaşılan bölgedir.Mikroplar çoğu yiyecek ve içeceklerle alınmaktadır.Bundan dolayı savunma ağızda başlar.Ağızdaki salyanın mikropları öldürme etkisi vardır.Örneğin kolera mikrobu.

b- )Solunum Sistemi Yoluyla : Özellikle burun solunum organı olarak daha çok mikropla karşılaşmaktadır.Bunu engelleyen ise burun salgısı ve burun kıllarıdır.Örneğin verem mikrobu.

c- )Derideki Yara ve Çiziklerden : Deri, mikropların vücuda girmesini engelleyen en önemli faktördür.Deride eğer çok çizik, tahriş olursa mikroplar vücuda daha kolay girer. Bunu engellemek için de ilaçlarla yara çok iyi temizlenmelidir.Örneğin tetanoz mikrobu.

d- )Göz Aracılığıyla : Gözümüz aracılığıyla mikroplar vücudumuza girebilir.Bunun için göz yaşı bezleri var.

BAĞIŞIKLIK

İnsanlar çok eskiden beri bazı hastalıklara yakalanan kişilerin iyileştikten sonra bir daha o hastalığa yakalanmadığını bilirler.Enfeksiyon hastalıklarına karşı organizmada bir takım koruyucu cisimlerin yani antikorların meydan geldiği düşünülmüştür.Vücudumuzun tümüyle oluşturduğu bu direnci tanımlamak için de bağışıklık veya immünite deyimleri kullanılmıştır.Bu gözlemler deney hayvanlarında da yapılmış, daha sonra hastalıklara karşı aktif bağışıklık kazanmak için aşılar ,pasif bağışıklık için de serumlar elde edilmiş ve başarıyla kullanılmıştır.
  Bulaşıcı hastalıkalara karşı bağışıklık iki türlü sağlanır:Hastalıklara karşı bağışıklık cisimlerini vücudun içinde oluşturmak, yani aktif bağışıklık sağlamak için

BULAŞICI HASTALIKLAR ve Korunma Yolları ÖDev

Yorum Yazın 25.12.2008

Fotosentez Hakkında Detayli Bilgi

FOTOSENTEZ

• Fotosentez için;
Işık,klorofil,CO2,H2O ve Enzimler gereklidir.

IŞIK:
Fotosentezde kullanılan ışığın;
1. Şiddeti
2. Kalitesi(dalga boyu)
3. Tatbik süresi önemlidir.

1.Işık Şiddeti:

DAHA FAZLA BİLGİ EKLİ DOSYAMIZDADIR..

Fotosentez Hakkında Detayli Bilgi buradan İndirin Canlarim Benim

Yorum Yazın 25.12.2008

DOKULAR

DOKULAR
Doku:Yüksek yapılı organizmalarda çok sayıda hücre vardır.Bu hücreler kendi aralarında yapısal ve işlevsel birlikler oluştururlar.Canlılarda aynı işlevi yapan hücreler topluluklarına doku denir.
  Dokular canlının erginlikten önceki yaşamında başlar ve erişkinliğe ulaşınca son biçimini alır.Hayvanların yapısındakilere hayvansal,bitkilerin yapısındakilere de bitkisel dokular denir.
-HAYVANSAL DOKULAR-
Hayvansal dokular 7 gruba ayrılırlar;
  1.Epitel doku 2.Bağ doku 3.Kıkırdak doku 4.Kemik doku 5.Kan doku 6.Kas doku 7.Sinir doku
 Bitkisel dokular ise 2 gruba ayrılır;
 1.Sürgen(Bölünür) doku 2.Bölünmez doku
  Hayvansal dokuları inceleyelim;
EPİTEL DOKU:Vücudun iç ve dış yüzeyini örter.Bunun 4 görevi vardır;Bulundukları organı dış etkilerden korumak,Salgı yapmak,Emmek, Mukus ve benzeri maddeleri iletmek.Epitel doku işlevine göre 2 grupta incelenir;
1.Örtü epiteli:Asıl görevi korumaktır.Ancak bazen emilim görevide yaparlar.Hücrelerinin sıralanışına göre Tek katlı ve Çok katlı olmak üzere ayrılırlar.
A.Tek katlı epitel:Yan yana dizilmiş hücrelerden oluşur.Hücreleri yassı,kübik veya silindiriktir.
a.Tek katlı yassı epitel: Akciğer alveolleri,kan damarlarının iç yüzü ve kılcal damarlarda bulunur.
b.Tek katlı kübik epitel:Omurgalı böbreklerinde,tiroit bezinde bulunur.
c.Tek katlı silindirik epitel:Omurgalının solunum yollarında,incebağırsakta bulunan silindirik epitel emme görevi yapar.
B.Çok katlı epitel:Üst üste sıralanmış hücrelerden oluşur.Omugalıların derisinde bu doku vardır.Bu epitel dokuyu incelediğimizde en altta silindirik,ortada kübik,üstte ise yassı epitelden oluşmuştur.En üstteki epitel genellikle ölüdür.Bu ölü hücre alttaki canlı hücreleri dış etkilerden korur.Kan damarı içermez.
2.Salgı(Bez) epiteli:Salgı yapma yeteneğindeki hücrelerdir.Tükürük bezi,mide bezleri,ter bezleri,hipofiz,tiroit gibi salgı yapan organlarda bulunur.Hücre sayısına göre;
A.Tek hücreli bezler:Silindirik hücrelerden oluşur.Bunlara “goblet” hücresi denir.Toprak solucanının derisinden,sindirim kanalından,solunum organlarından salgılanan mukus buna örnektir.

Devamını okuyun…»

Yorum Yazın 24.12.2008

Dna nedir? Dna nin Keşfi Hakkında Detaylı Bilgi

1-) DNA NEDİR VE NEREDE BULUNUR ?

DNA “Deoksi Ribo Nükleik Asit” isimli bir tür molekül grubunun kısaltılmış isimidir. DNA’nın çift zincirli ip merdivene benzer. Çift zincirli yapıdaki DNA zinciri oldukça uzun bir zincirdir.Bu zincir hücre içindeki özel enzimler ve proteinler aracılığı ile paketlenir. Nasıl ki uzun bir ipi makaraya düzenli bir şekilde sarıyorsanız, hücrede buna benzer bir mekanizma ile DNA yı paketleyerek çekirdeğinin (Nukleus) içine yerleştirir.DNA her hücrede bulunur.Örneğin böbreklerinizin hücrelerinde, karaciğerinizin hücrelerinde, kemik hücrelerinizde kısacası vücudunuzdaki her hücrede DNA molekülü mevcuttur.

2-) DNA’NIN KEŞFİ:

MİESCHER : 1869 yıllarında ilk olarak Miescher tarafından hücre çekirdeğinde özel bir madde bulundu ve buna Miescher “ Nüklein” adını verdi . Daha sonra ise nükleit asitlerin iki tipte olduğu anlaşıldı . Birincisi timüsten elde edilen timonükleik asit, ikincisi bira mayalarından elde edilen zimonükleik asit . Timonükleik asit hayvanlar alemine , zimonükleik asit ise bitkiler alemine özgü sayıldı.
FEULGEN – ROSSENBECK : 1924 yıllarında ise Feulgen ve Rossenbeck timonükleik asidin çok duyarlı bir tepkimesini tanımladılar ; böylece her iki nükleik asidin her iki canlılar aleminde bulunduğu ispat edilebildi. ondan sonra timonükleik asit çekirdeğe , zimonükleik asit ise sitoplazmaya ait özgü yapı maddeleri sayıldı.
LEVENE – MORİ : 1929 yılında Levene ve Mori tarafından timonükleik asidin DNA , zimonükleik asidin ise RNA Olduğu anlaşıldı.
WATSON – CRİCK : 1953 yılında Watson ve Crick DNA molekülünün kendine has özelliklere sahip bir çift sarmal yapı halinde bulunduğunu ileri sürdüler. Bu araştırıcıların önerdikleri DNA yapısı o tarihlerde başka araştırıcılar tarafından ortaya konulan DNA ya ilişkin önemli bulgulara dayanmaktadır. Bunlardan biri, Wilkins ve Franklin tarafından, izole edilmiş DNA fibrillerinin X-ray ışınlarını kırma özelliklerinin açıklanmasıdır. Elde edilen X ışını fotoğrafları, DNA nın zincirlerindeki bazların diziliş sırasına bağlı olmaksızın, çok düzenli biçimde dönümler yapan bir molekül olduğunu göstermektedir. Ayrıca TMV (tütün Mozaik Virüsü) üzerinde yapılan çalışmalar da DNA ile ilgili çalışmalarda ışık tutmuştur.

Dna nedir? Dna nin Keşfi Hakkında Detaylı Bilgiyi Buradan İNDİRİN

Yorum Yazın 24.12.2008

Paralel Bağlı Devrelerde Akımın İncelenmesi

Paralel Bağlı Devrelerde Akımın İncelenmesi

Deneyin Amacı
Pilleri paralel bağlayabilmeyi kavrama, ampulün verdiği ışık şiddetini seri bağlı devrelerle karşılaştırma.

Deneyde Kullanılacak Araç Ve Gereçler
1. 1,5 voltluk ampul ve duyu
2. 2 adet krokodil
3. İzolobant
4. Bağlantı Kabloları
5. 3 adet 1,5 voltluk pil
6. 60 santimetrelik kablo

Deneyin Yapılışı
60 cm. lik kabloyu 15’er cm. lik 4 eşit parçaya ayırırız. Her parçanın uçlarını sıyırarak iletken teli ortaya çıkarırız. İzolobant yardımı ile iletken teli ( + ) ve ( - ) şeklinde 2 gruba ayırarak bağlarız. Pillerin ( + ) ve ( - ) grubundan gelen iletken telleri ayrı ayrı birleştirerek tek uç elde ederiz. Sonra krokodilleri ( + ) ve ( - ) kutup iletken tellerine bağlarız.
Krokodilleri de üzerine 1,5 voltluk ampul takılmış duy üzerinde birleştiririz.
Böylece devremizi tamamlamış oluruz.

Deneyin Sonucu
Yaptığımız bu deney sonucunda pilerin ( + ) kutupları birbirine, ( - ) kutupları birbirine gelecek şekilde bağlayarak oluşan paralel bağlamayı öğreniriz.
Ayrıca paralel bağlı devrelerin nasıl yapıldığı ve seri bağlı devrelerden farkını öğreniriz. Bu fark şudur; seri bağlı devrelerde ne kadar çok pil bağlarsak akımın şiddeti o kadar artar. Fakat paralelbağlı devrelerde ne kadar çok pil bağlarsak elektrik akımının dayanma süresi o kadar artar.

Hazırlayanlar: Burak BAYAZ
Onur YILMAZ
Ali KÜÇÜK

Yorum Yazın 24.12.2008

Damitma ve damitma yöntemleri

Damitma ve damitma yöntemlerini arastiriniz
DAMITMA
Laboratuarda bir sivinin içinde çözünmüs olabilecek öteki maddelerden ayristirilarak aritilmasi gerektiginde kullanilan en kolay yöntem damitmadir. Damitma sivinin buharlasincaya kadar isitilip daha sonra yükselen buharin bir sogutma yöntemiyle yeniden sivilastirilmasidir. Böylece sivi önceden içerdigi buharlasmaz maddelerden arinmis olur. Kaynama noktalari degisik iki sivinin ayristirilmasinda damitma yöntemi kullanildiginda isleme ayrimsal damitma adi verilir.
Kapali bir kapta buhar elli bir basinca ulasincaya kadar sivi buharlasacaktir. Bu basinç yalniz sicakliga baglidir ve buharlasmanin belli bir sivi için belli bir sicaklikta maksimum sinirini gösterir. Buharin doymus oldugunu gösterir. Her sivinin özel bir basinç degeri vardir. Basinç degeri sivinin dogal yapisina uçuculugunun yüksek ya da düsük olmasina baglidir ve maddenin miktarindan bagimsizdir. Buhar basinci hemen her zaman mili metre civa olarak tanimlanir. Bu ayni miktarda basinç yapma etkisindeki civa sütunun uzunlugudur.
Bir sivini buhar basinci sicakligin artmasi ile yükselir. Suyun aritilmasi buharlasma hizini artirir. Sicakliktaki bu artis buhar basincini siviya uygulanan dis basinca esit duruma getirince sivi kaynar,bir baska deyisle sivi ile buhar arasindaki denge bozularak, sivi tümüyle buhar haline geçer. Tüm hal degisimlerinde oldugu gibi ,kaynama sirasinda tüm sivi buhar haline geçinceyte kadar sicaklik degismez kalir. Deniz seviyesinde su 1atm basinç altindadir.100Cde suyun buhar basinci 1atmye esittir. Bu yüzden suyun kaynama noktasi 100C’dir.
Bir sivi daha uçucu oldukça ,belli bir sicaklikta buhar basinci yükselir ve dis basinca ulasmasi kolay olur. Buna iyi bir örnek olan eterin kaynama noktasi son derece yüksek bir buhar basincinin bir sonucu olarak 35C0’dir. Bu özelliklere dayanilarak bir çözelti ,içindeki katisiklardan aritilabilir. Ama ,bir karisimindaki iki sivinin kaynama noktalari arasinda 80C den yüksek bir fark varsa, bunlarin ayristirilmasi kolaydir, kaynama noktalari arasindaki fark 80C den az ise iki ari bilese elde etmek zordur.
DAMITMA SÜTUNLARI Kaynama noktalari biri birinden birkaç derece farkli bilesenlerin olusturdugu karisimlari ayristirmak,çok sik gerek duyulan ve özel aygit kullanimi gerektiren bir istir. Damitma sirasinda içinde karisimin kaynatildigi cam kabin sicakligi karisimin kaynama noktasindan her zaman yüksektir. Bu kullanilan aygitta buharin hareketini hizlandirir. Kaynama noktalari birbirine çok yakin iki sivida , sicakligin biraz artmasi bile sivilarin her ikisinin de es zamanda kaynayip damitilmasina yol açar. Bu yüzden ,buharin olabildigi kadar uzun bir hacimde yayilmasi ilkesinden yararlanilan damitma sütunlari kullanilir. Bu sivilarin , sütunlarin soguk çeperlerine degdikten sonra daha kolay yeniden yogunlasarak, damitma kabina düsmelerini saglar, bu arada, daha uçucu maddeler basariyla damitilmis olur.
DAMITMANIN KULLANIM ALANLARI
Damitma,laboratuarda vazgeçilmez bir yöntem olmasi yani sira ,sanayide de çok sik kullanilir. En yeni kullanimlari arasinda, deniz suyunun tuzunun giderilerek içme suyu elde edilmesidir. Bu islem büyük sanayi tesisleriyle gerçeklestirilirse de yararlanilan ilke, laboratuarda yararlanilanla aynisidir. Damitma yöntemi, sanayi artiklarinin yol açtigi su kirlenmesi sorununa da uygulanabilir, ama artiklarin içinde buharlasabilir kimyasal maddeler oldugu için bazi degisiklikler yapilmalidir.
Sivilasmis havanin ayrimsal damitilmasi da ilgi çekicidir. Çok düsük isida sivilasan hava, sonra damitilarak içindeki gazlar(azot, helyum vb.) ayri ayri elde edilebilir. Burada karsilasilan teknik sorun,gazlarin çok düsük sicakliklarda yogunlastirilmasi için kullanmadan önce, sogutmada yararlanmaktir. Sivilasmis hava çok yüksek basinçta çesitli basmaklarda sikistirilarak, sonrada bir delik yada memeden geçirilip hizla genisletilerek elde edilebilir. Roketlerin hareket etmelerini saglayan düzenlemelerde kullanilan sivi oksijen bu yolla elde edilir. Bununla birlikte asetilen gibi patlayici gazlarin birikmesini önlemek için de özen göstermek gerekir. Damitmanin petrol sanayisinde genis uygulama alanlari vardir. Çesitli akaryakitlarin ayristirilmasi. Ayrica kimya sanayisinde ve çözücü gerektiren sanayilerde kullanilir.
GAZLARIN AYRISMASI
1811 yilinda Italyan fizikçisi Amedeo Avogadro önemli bir fizik yasasi buldu: Degismez sicaklik ve basinçta esit hacimli tüm gazlar ayni sayida molekülü kapsamaktadir. Bu yasa bazi kosullar altinda ,bir gazin sicaklik artisina bagli olmadan nasil artigini açiklamak açisindan önemlidir.
Bunun nedeni ayrisma olabilir: Daha önce yalnizca bir tanesinin bulundugu yerde iki ya da daha çok molekülün bulunmasi hacimde kesinlikle bir artisa neden olacaktir. Bunun yani sira, kimyasal degisim, molekülün yapisinda temel baskalasimlar oldugunu gösterecektir.
Bir laboratuar deneyde bakir, derisik nitrik asitle islem görürse, elde ettigi ürünlerden biri azot dioksit olacaktir.
Bununla birlikte , bu islem orta sicaklikta yapilirsa elde edilecek gaz renksiz tetra oksit olacaktir:
Yaklasik 60C’lik bir sicaklik artisi , gazin kizil-kahve bir renk almasina neden olacaktir. Bu da, gazin azot dioksite ayristigini gösterir156C ayrisma hemen hemen tamamlanmistir.
Burada gazlarin sicakligin artisindan ayristigini gözlüyoruz. Yani gazlari damitilabildigini görebiliriz.
DIGER DAMITMA SEKILLERI
Geri akisli damitma :
Büyük miktarlarda ürün isleyebilen tablali kuleden gerçeklestirilir. Buhar kazaninin üstünde bir dizi tablayla bölünmüs silindir biçiminde yada kosut yüzlü uzun bir kolon yer alir. Kazandan birinci tablaya gelen buharin bir bölümü yogusur, diger bölümü ise, diger bölümü ise yogusma olayinin yenilendigi ikinci tablaya ulasir. Üçüncü tablada da ayni olay yenilenir ve islem böylece sürer. Çok zengin buhar, kulenin en üst bölümünden alinir. Yogusma ürününe doyan her tabladan, buhar kazanina inen bir artik ürün akimi olusur
Bilesimine giren çesitli maddeleri odunda ayirmak için yapilan damitmadir. Dikey yada yatay karnilere istiflenmis, ayni boyda, yuvarlak yada yarilmis odunlarin isitilmasiyla gerçeklesir.
Her biri 1300-2000kg odun alabilen karnillere damitma için 12-15 saat gereklidir;sicakligin ilk 10 saat içinde 350C yi geçmemesi gerekir.;sonra sicaklik 430C ye kadar yükseltilir.
Büyük odun damitma tesislerinde kaloriferli firinlarda kullanilir
Odunun damitilmasi ile elde edilen ürünler odun kömüründen baska; agir katran, odun asidi. Reçineli odunlardan çam esansi denilen özel bir esans elde edilir.

——————————————————————–
petrollllllll……

PETROLÜN DAMITILMASI
Bir rafineride ham petrole uygulanan ilk islem ayrimsal yada bölümsel damitmadir. Bu islemle, on kadar temel petrol kesiti elde edilir. Bu kesitlerden her biri genellikle karbon atomlari sayisiyla yada içerdigi hidrokarbonlarin ve diger bilesiklerin normal kaynama sicakliklari dizisiyle tanimlanan bir uçuculuk araliginda yer alir. Damitmayla ham petrolü ayrimlama ,üretim gereklerinin islevlerine göre önemli degisiklikler gösterebilir.
PETROLÜN DAMITILMASI ILE ELDE EDILEN ÜRÜNLER
Ham petrolü atmosfer basincinda damitma :
Atmosfer basincindan çok az yüksek bir basinçta yapildigindan bu adi alir ve arakat ürünleri veren bir damitma kulesinde, ham petrolün birçok ana kesite ayrilmasini saglar: gaz ve benzinler, kerosen, mazotlar, atmosfer artigi. Ham petrol kuleden çekilen ürünlerin isil enerjisini kullanan isi degistiricilerle isitildiktan ve borulu bir firinda bölümsel olarak buharlastirildiktan sonra 340 ile380C de kulenin alt bölümüne yari buharlasmis halde verilir. Ayni andaki tesisteki kirlenmeyi ve korozyonu sinirlandirmak için ham petrole tuz giderme islemi uygulanir: üretim yada tasimadan kaynaklanan mineral tuzlarini özütlemek için önce ham petrole su püskürtülür ardindan yaklasik 130C de tuz giderme balonunda elektrikle su ve ham petrolün karismasi hizlandirilir ve karisim durutulur.
Gazlardan ve benzinden olusan en uçucu kesit,damitma kulesinin tepesinde toplanir; kerosen ve mazotlar kulenin yan bölümünden alinir,sonra her biri daha küçük baska bir kuleye gönderilerek uçucu madde ayarlari ayarlanir. Atmosfer basincinda damitma artigi ana kulenin tabanindan alinir.
Gazlari ve benzinleri ayirma isleminde genellikle çift ürünlü damitma kulesi kullanilir. Gazlar önce kararlastirici ya da bütan giderici kulede benzinlerden ayrilir.; sonra bir etan giderici bir propan gidericide, bölümsel damitmayla propan ve bütan yanici gaz halinde ayri ayri özütlenir. Nihayet benzinleri bölümsel damitma kulesinde ayirarak hafif ve agir benzinler elde edilir.
Atmosfer artigini boslukta damitma
Arakat ürünleri veren bir damitma kulesinde gerçeklestirilir; Bu kulenin çalisma ilkesi tepe bölümünde basinç 10 ile 70 mbar arasinda degisen bir bosluk olusturmak ve böylece atmosfer artigi bilesenleri, isil parçalanmaya yol açmayacak düsük bir sicaklikta damitmaktir. Artiklar, borulu bir firinda bölümsel olarak buharlastirildiktan sonra kulenin alt bölümüne 370-410C sicaklikta yollanir. Boslugu, kulenin tepesinde yogunlasmis gazlari emen buhar enjektörleri saglar. Böylece , ilk arakat ürünü olarak bir mazot, alt arakat ürünlerinden iki ya da daha çok damitma ürünü ve kulenin dibinde ise boslukta damitma ürünü elde edilir.
Bu üç tesis genellikle tak mbar üretim birimi içinde toplanir ve siga göz önüne alindiginda ayirt edici özelligini ,aygitlarin firinlarin ,özellikle de kulelerin dev boyutlari olusturur. Bir atmosfer basincinda damitma kulesinde yaklasik 9 mye yaklasik bir kule demektir.
TUZ GIDERME
APANSIZ BUHARLASTIRMA ILE DAMITMA
Bu islem deniz suyunun tuzunu giderme yöntemlerinin en önemlisidir.Hem asinmanin ve çökmenin önlenmesi için düsük sicakliklarda çalismayi saglar,hem de gizli isidan yararlanilir.Sicak deniz suyu ,düsük basinçli bir bölmeye geçirilince , bir bölümü hemen buharlasir.Bu birdenbire kaynama ve isi vermeden buharlasmaya apansiz buharlasma denir.
Damitmadan sonra sicak su sogutulur.Daha düsük basinç ve sicaklikta ikinci bir apansiz buharlastirma uygulanir ve islem böylece sürer.Apansiz buharlastirma ile damitma tesisi ,her biri bir öncekinden düsük sicaklikta çalisan bir dizi bölmeden olusur.Deniz suyuna ilk isi , geri geri basinçli buhar türbünü gibi bir isletmeden düsük basinçli bir buharla verilebilir.
Isitilmis tuzlu su,bir bölmeden ötekine akar.Olusan su buhari,tuzlu su damlaciklarini ayiraçlardan geçer.
Sonra buhar yogusur,tuzsuz su toplama kaplarina alinir ve depolanir.Tuzlu su, bir bölmeden ötekine geçerken yavas yavas sogur.Soguyan su, yogusturma borularina geri
pompalanir.Bu borularda deniz suyu isi sogurur ve baslangiç noktasina olusuncaya kadar,sicakligi bölmelerde yeniden dolasmasi için gerekli olan sicakliga yaklasir.
Kurak kiyi bölgelerinde bu tip büyük tesisiler kurulmustur.Meksika kiyilarinda ,tijuana yakinlarindaki bir tesis 1970te tamamlanmistir.Burada denizden günde 27 milyon litre tuzsuz su elde edilir.
ALKOLÜN DAMITILMASI
Yeterince zengin petrol ve kömür yataklari olan ülkeler ,alkol üretmek için kimyasal yöntemler kullanirlar.Petrolün parçalanmasindan yada kömür katranin damitilmasindan elde edilen etilen bu biresime örnektir.
Etanol ayni zamanda , hidrojen ve karbondioksit genellikle krom oksit ve çinko oksit gibi uygun bir katalizör içinden 350-400C de geçirilmesinden olusan ve stinol adi verilen bir yöntem ile elde edilebilir.Bu yöntem sanayide yaygin olarak kullanilir. Hazirlayan: Murat KARABABA, Özel GAYE Lisesi, 10-A sinifi, Mayis 2000

Yorum Yazın 24.12.2008

Çözeltiler hakkında Herşey Burada

ÇÖZELTİLER

Çözelti : Homojen karisimlara çözelti denir.

ÇÖZELTİLERİ SINIFLANDIRMA

A- Çözücü ve Çözünene Göre Siniflandirma

1- Kati-Sivi Çözeltileri : Bir katinin bir sivida çözünmesiyle hazirlanan
  çözeltilerdir. ( Tuzlu su, sekerli su, bazli su…..)
2- Sivi-Sivi Çözeltileri : Bir sivinin baska bir sivida çözünmesiyle olusan
  homojen karisimlardir. ( Kolonya, alkol+su…)
3- Kati-Kati Çözeltileri : Bir katinin baska bir kati içerisinde homojen
  dagilmasiyla olusan karisimlardir. Bütün alasimlar kati-kati çözeltileridir.
  (Lehim, çelik, tunç, prinç…..)
4- Gaz-Gaz Çözeltileri: En az iki gaz karisimidir. Bütün gaz karisimlari
  homojendir ve çözeltidir. ( Hava, tüp gaz)
5- Gaz-Sivi Çözeltileri : Bir gazin bir sivida çözünmesiyle olusan karisimlardir.
  ( Kola, gazoz, bira…)

B- Derisime Göre Siniflandirma :

1- Seyreltik Çözeltiler : Çözücü çözebileceginden az miktarda maddeyi
  çözmüsse doymamis ya da seyreltik çözeltidir.
2- Doymus Çözelti : Çözücü çözebilecegi kadar maddeyi çözmüsse doymus
  çözeltidir.
3- Asiri Doymus Çözeltiler : Çözücü çözebileceginden fazla maddeyi
  çözmüsse asiri doymus çözeltidir.

ÇÖZELTILERIN ÖZELLIKLERI :

Kati-Sivi Çözeltilerinde,

1- Çözeltinin kaynama noktasi saf çözücünün kaynama noktasindan
  büyüktür.
2- Çözeltinin donma noktasi saf çözücüden düsüktür.
3- Çözeltinin buhar basinci saf çözücünün buhar basincindan düsüktür.
4- Çözeltinin öz kütlesi saf çözücünün öz kütlesinden büyüktür.
5- Bir çözeltiye su eklenirse derisimi düser, buhar basinci artar, donma
  noktasi yükselir. Iletkenligi azalir.

Elektrik İletkenligi : Çözeltilerin bir kismi elektrigi ilettigi halde bir kismi
  iletmez. Elektrigi ileten çözeltilere elektrolit denir. Biri
  maddenin elektrigi iletmesi için;

1- Serbest halde elektronu bulunmalidir. ( elektron akisiyla) Örnegin metaller
  ve alasimlar bu sekilde iletir.
2- Yapisinda + ve - yüklü iyonlar ( Iyonik katilar) bulunmalidir.
  ( Bütün metal- ametal bilesikleri)

Çözünürlük : Belli bir sicaklikta, çözücünün belli miktarinda çözünen madde
  miktaridir. Çözücü miktari genelde 100 ml ya da 100 gram,
  çözücü olarak da su alinir. Çözünürlük kati, sivi ve gazlar için
  ayirt edici bir özelliktir.

ÇÖZÜNÜRLÜGE ETKI EDEN FAKTÖRLER

1- Çözücü ve çözünenin cinsi : Her madde her maddede çözünmez.
Organik bilesikler organik çözücüde inorganik bilesikler inorganik çözücüde çözünürler. Polar bilesikler polar çözücüde apolar bilesikler apolar çözücüde çözünürler. Örnegin naftalin suda çözünmez fakat benzende çözünür. “Benzer benzeri çözer”.

2- Sicaklik: katilarin çözünürlügü genelde isi alici (endotermik) oldugu halde gazlarin çözünürlügü ekzotermik tir. Sicakligin artirilmasi katilarin çözünürlügünü artirdigi halde gazlarin çözünürlügünü azaltir.

3- Basinç: Basinç degisimi katilarin çözünürlügünü etkilemedigi halde gazlarin çözünürlügünü dogru orantili olarak etkiler.

ÇÖZÜNME HIZINA ETKI EDEN FAKTÖRLER:

1- Sicaklik : Çözünürlügü sicaklikla dogru orantili olarak degisen maddelerin çözünme hizi sicakligin artmasiyla artar.
2- Tanecik Büyüklügü : Çözünen maddenin tanecikleri ne kadar küçükse çözünme o kadar hizli olur.
3- Karistirma : Çözeltinin karistirilmasi katiyi küçük taneciklere ayirdigi için, çözcüyle temas eden yüzeyi artirir ve çözünme hizlanir.

DERISIM VE DERISIM ÇESITLERİ

Bir çözeltinin birim hacmine çözünen maddenin gram cinsinden miktaridir.
Kütlece % Derisim : Bir çözeltinin 100 graminda çözünen maddenin gram cinsinden miktaridir.

daha fazla bilgi ekli dosyamizda linke tiklayarak ücretsiz indirin..

Çözeltiler hakkında Herşey Burada BURADAN INDIRIN

Yorum Yazın 24.12.2008

Onceki Yazilar


RASTGELE YAZILAR

  • Botonik Park Hakkında Bilgi
  • BASINÇ NEDİR
  • GÜNEY DOĞU ANADOLU BÖLGESİ
  • İç Anadolu Bölgesi
  • İÇ ANADOLU BÖLGESİ
  • GÜNEŞ Hakkinda Bilgi
  • MUSON İKLİMİ VE ÖZELLİKLERİ
  • Mısır Hakkında Bilgi
  • KONİK PROJEKSİYONLAR
  • ANADOLU LİSESİ - COĞRAFYA SORULARI
  • MAĞARALARIN OLUŞUMU VE ÖZELLİKLERİ
  • TARİH PENCERESİNDEN DENİZLİ İNSANINA BAKIŞ
  • Türkiye’ deki Kaplıcalar ve Maden Suları
  • Dünya'nin Olusumu ve Depremler
  • SAFRANBOLU
  • ALT MENU

    Etiketler

    Arşivler

  • UserOnline

  • Most Users Ever Online Is On

    Users: 4 Guests
    1 User Browsing This Page.
    Users: 1 Guest

    TAKViM

    Mart 2010
    Pts Sal Çar Per Cum Cts Paz
    « May    
    1234567
    891011121314
    15161718192021
    22232425262728
    293031  

    KATEGORiLER

    Son Yazilar


    2 Sayfa: [1] 2 »

    XML-Sitemap - Aci Hayat, Yalanci Yarim, - Digital Uydu, msn nickleri, Frekanslar, Guncel Keyler
    - Kv Pusu Karacadag Mp3 indir - Kurtlar Vadisi Pusu 8. bolum download indir izle seyret -
    |1|2|3|4|5|6|7|8|9|10|11|12|13|14|15|16|17|18|19|20|21|22|23|24|25|26|27|28|29|30|31|32|33|34|35|36|37|38|39|40|41|42|43|44|45|46|47|48|49|50|51|52|53|54|55|56|57|

     

     

    Sohbetci- Sohbet - Sohbet - Sohbetburada - Chat - Chat - Muhabbet - MIRCSOHBET
    ......