KIRGIZİSTAN CUMHURİYETİ COĞRAFİ YAPISI
KIRGIZİSTAN CUMHURİYETİ COĞRAFİ YAPISI hakkinda geniş bilgi ekte sunuldu..
KIRGIZİSTAN CUMHURİYETİ COĞRAFİ YAPISI
Lise Cografya ORTAOGRETIMLise Cografya ORTAOGRETIMYorum Yazın 31.01.2009
MebTR odev Sitesi
|
DUYURU : Telif haklarini ihlal
eden her turlu materyal MEBTR'de Yayinlanamaz ve Dagitilamaz!
Please Read! Legal
disclaimer and notice. |
KIRGIZİSTAN CUMHURİYETİ COĞRAFİ YAPISI hakkinda geniş bilgi ekte sunuldu..
KIRGIZİSTAN CUMHURİYETİ COĞRAFİ YAPISI
Lise Cografya ORTAOGRETIMLise Cografya ORTAOGRETIMYorum Yazın 31.01.2009
Çöller
Yeryüzünün yedide birini kaplayan çöller yaşamın olanaksız olduğu bölgelerden sayılır. Bununla birlikte yeryüzünün en etkileyici doğa parçaları arasında bazı çöller de vardır. Buralarda yaşayan hayvan ve bitkiler bölgeye uyum sağlayarak varlıklarını sürdürmeyi başarmışlardır. Bölgede yaşayan insanlar ise vahalar oluşturarak ve hayvancılık yaparak geçimlerini sağlamaktadırlar. Bu kurak arazide sulama yoluyla gerçek cennetler oluşturmak olanaklıdır. Bugün pek çok çölden petrol ve değerli madenler çıkarılmaktadır.
Çöller hakında geniş Bilgiyi İndirmek için TIKLAYIN
ILKOGRETIM Ilkogretim Sosyal Bilgiler Lise Cografya Lise Sosyal Bilimler ORTAOGRETIMILKOGRETIM Ilkogretim Sosyal Bilgiler Lise Cografya Lise Sosyal Bilimler ORTAOGRETIMYorum Yazın 31.01.2009
İlin Coğrafi Konumu
Çanakkale, Türkiye’nin kuzeybatı yönüne düşen Balkan Yarımadası’nın doğu Trakya topraklarına bir kıstakla bağlanmış, Gelibolu Yarımadası ile Anadolu’nun uzantısı olan Biga Yarımadası üzerinde toprakları bulunan bir ilimizdir.
25″ 35′ ve 27″ 45′ doğu boylamları ile 39″ 30′ ve 40″ 45′ kuzey enlemleri arasında 9.737 km2 lik bir alanda kurulmuş olup, doğu ve güneydoğu yönünde Balıkesir, batıda Ege Denizi, kuzeybatıda Edirne İli, kuzeyde Tekirdağ İli ile Marmara Denizi tarafından çevrelenmiştir.
Ekonomik Yapı
İlimizde tarımsal üretim yapılan arazinin toprak varlığına oranı % 5′dir. Hububat, ayçiçeği, zeytin, sebze, meyve üretimi ile hayvancılık İlimizin en önemli gelir kaynaklarını
Çanakkale hakkında geniş bilgiyi indirmek için tiklayin
Lise Cografya Lise Genel Kultur ORTAOGRETIMLise Cografya Lise Genel Kultur ORTAOGRETIMYorum Yazın 31.01.2009
G.M.T saati ( Greenwich ortalama saati ), Milletlerarası Astronomi Birliği tarafından kesinlikle yürürlükten kaldırıldı; çünkü astronomide ortalama zaman , sivil zamandaki gibi gece yarısından gece yarısına hesaplanır. Avrupa’da 0 dilimi batı Avrupa saatine , 1. dilim orta Avrupa saatine, 2 numaralı dilim ise doğu Avrupa saatine tekabül eder.
Bazı devletlerde, saat farklarını belirtmek için yuvarlak sayılar yerine kesirli sayılar kullanılır (Mesela, Newfoundland’da 3s 30dk, Birminya’da 5s 30dk vb.). Bugün bütün denizciler saat dilimlerini kullanır. Bir denizci Greenwich’e göre 180 derece meridyenini aşarsa tarih değişir, bu meridyenden 7 derece 30 dakika sonra da saat değişir.
Bu meridyene, çoğu zaman, Greenwich’in antimeridyen’i denir. Gerçekte, milletlerarası anlaşma ile, tarih değiştirme çizgisi tam olarak Greenwich’in antimeridyenine tekabül etmez; antimeridyen bazı adaları, özellikle Bering Boğazı bölgesindeki bazı adaları ve Aleut Adaları’nı keser.
Tarih çizgisi batıdan doğuya doğru aşıldığında tarihi bir gün geri, doğudan batıya doğru aşıldığında 1 gün ileri almak gerekir.
Suni ışığın üretim imkanlarını önemli bir şekilde arttıran günümüzdeki medeniyet şartları, insanı en verimli çalışma saatlerini akşam saatlerine doğru almaya yöneltti. Gitgide daha geç yemek yemeğe ve uyumaya başlandı ve bunun sonucu, çok az kimse güneşle birlikte uyanmayı düşünür oldu. Şehirlerde elektrik tüketiminden tasarruf etmek ve tabii ışıktan mümkün olduğu kadar çok yararlanmak yoluna gidildi. Böylece şehir halkının güne daha erken başlamasını sağlamak için çeşitli ülkelerde yaz saatleri uygulandı.
Türkiye’de 1 Temmuz 1940’tan itibaren her yıl Bakanlar Kurulu kararı çıkartılarak yaz aylarında saatin bir saat ileri alınmasına başlandı. 1965’ten itibaren yaz saati uygulaması yerine Devlet memurları kanununa göre yaz aylarında çalışma saatlerinin, illerin özelliklerine göre düzenlenmesine başlandı.
Yorum Yazın 31.01.2009
HALİÇ
İstanbul’un sahip olduğu doğal semboller başka hiçbir kente nasip olmayacak kadar çoktur. Boğaz gibi bir doğa harikasının bir uzantısı olan HALİÇ, bunlardan birisidir. Yüzyılladır İstanbul’u biçimlendirmiş olan haliç, son yıllarda bir takım yanlış uygulamaların kurbanı olmuş ve onlar tarafından biçimlendirilmiştir. Kentin eşsiz bir incisi olan Haliç, yıllar önce yapılan yanlış planlar sonucu bir endüstri merkezi olmuş; bu durum Haliç’in endüstri atıklarıyla kirlenmesine neden olmuştur. Böylece yılların atığı, Haliç diplerinde birikmiş, zamanla bölgenin endüstri merkezi olmaktan çıkarılması bile Haliç’in kurtuluşuna yetmemiştir; çünkü haliç çoktan atıklarla ve balçıklarla dolmuştu. Böylece, Haliç, bu kez de İstanbul’u ve İstanbulluyu olumsuz bir biçimde etkilemeye başlamıştır. Haliç yıllarca çevre sağlığını tehdit eder boyutta kalmış, rehabilitasyonu için hiçbir çalışma yapılmamıştır. Düne kadar bölgede yapılan çalışmalar sadece Haliç çevresinin peyzajına ilişkindi. Haliç için inşa edildiği söylenen kollektörler çamurla dolup tıkanmıştı.
27 Mart 1994 sonrasında Haliç konusunda İstanbul Büyük Şehir Belediyesi yönetimi bir süre sessiz kalmayı tercih etmişti. Çünkü, bilimsel araştırmalar yapılmaksızın Haliç için nelerin yapılacağı bilinemezdi. Bir süre sonra Haliç’in eski muhteşem günlerine geri dönmesi için üniversitelere yaptırılan bilimsel araştırmaların sonuçları açıklandı.
Bilimsel araştırmalar Haliç’in rehabilite edilebileceğini gösteriyordu ve bu rehabilitasyon dünyanın başka ülkelerinde benzer şekilde uygulanmıştı. Ancak dünya genelinde uygulanan çalışmalar, Haliç gibi çok büyük ve derin bir alanda değil, çok küçük çaplı alanlarda gerçekleştirilmişti.
Bilimsel araştırmalar bir ana ilkeyi ortaya koyuyordu: Haliç’e gelen kirleticiler öncelikli olarak önlenmeliydi. Yani Haliç’e gelen Çevreden gelen atık-su, çöp gibi kirleticilerin gelmesi engellenmeliydi. Onunda tek bir yöntemi vardı. O da Haliç’e akan derelerin ıslahı.
Bu noktada İSKİ projeler hazırlamaya başladı. Haliç’e akan Kağıthane, Alibeyköy ve Küçükköy Dereleri öncelikle ıslah edilmeye başlandı. Diğer yandan, farklı alanlardan Haliç’e gelen kirleticilerin arındırılması ve kirletici akışının engellenmesi amacıyla kollektör yapım çalışmaları başladı. Bu amaçla Kuzey ve Güney Haliç projeleri için ilk start verildi. İSKİ’nin yaptığı bu çalışmalar hızla ilerlerken İstanbul Büyük Şehir Belediyesi de dip çamurunun Haliç’ten çıkartılması için çalışmalar başladı. Haliç’te mevcut çamurun taranması, nakli ve çevre düzenlemesinin yapılması gerekiyordu. Bunun için 1997 yılında bir ihale yapıldı ve ihaleyi kazanan firma, Haliç’in rehabilitasyonuna başladı. Ardından Sadabad Mesire koruma ve Geliştirme projesi hazırlandı ve uygulama çalışmaları başlatıldı.
Özetle Haliç’in tarihteki o muhteşem yerini alması için geri sayım başladı ve şu anda gelinen nokta İstanbulluları sevindirecek bir durumdur.
YAPILAN ÇALIŞMALAR
Haliç’e gelen kirleticilerin önlenmesi amacıyla kollektör yapım ve dere ıslah çalışmalarını yürütmektedir. Bu çalışmalar şu şekilde özetlenebilir:
A) Güney Haliç Projesi: Bakırköy, Güngören, Esenler, Bayrampaşa, Küçükköy, Gaziosmanpaşa, Eyüp, Alibeyköy, Zeytinburnu, Fatih, Eminönü gibi Haliç’in güneyinde ve batısında kalan 10 bin hektarlık alanda yaşayan İstanbul’un bugünkü nüfusun dörtte biri olan, üç milyon kişiye kanalizasyon hizmeti götürmek amacıyla gerçekleştirilen Yenikapı Atıksu Ön Tasfiye Tesisi’nin kapasitesi artırıldı. Böylece yapılan kollektörde toplanan atıksular, Yenikapı Atıksu Ön Tasfiye Tesisi’nden geçirildikten sonra Marmara Denizi’nin dip sularına veriliyor. Güney Haliç Projesi kapsamında yapılan çalışmalar ise şu birimleri kapsamaktadır:Zeytinburnu Atıksu Terfi Merkezi ve Kollektörü Alibey deresi Kollektör ve Silahtarağa Atıksu Terfi Merkezi, Kağıthane Sağ Sahil Kollektörü tamamlanmıştır. Küçükköy kollektörü tamamlanma aşamasındadır.
B) Kuzey Haliç Projesi: Haliç’in kuzeyinde kalan ilçelerin atıklarının temizlenmesi amacıyla yürürlüğe konulmuştur. Kuzey Haliç Projesi’nin en büyük adımı olan Kabataş-Baltalimanı Tasfiye tesisi Deniz Deşarjı arası kara boru hattı inşaatları, tümüyle tamamlanarak hizmete alınmıştır. Kabataş Baltalimanı deniz arası kara hattı da bu proje kapsamında tamamlanan çalışmalardandır.
C) Dere Islahları:
1- Kağıthane Deresi: Sadabad Cami önüne kadar 40 metre genişliğinde ve Haliç’in su seviyesinde (1,70metre) Su tutulacak şekilde İSKİ tarafından ıslah edilmektedir. Bu sayede, Haliç’teki sandalar, Sadabad Camii önüne kadar gidebilecekler. Bu çalışmadan sonra camii önünde kod farkı oluşacak, bu kod farkından da şelale olarak faydalanılacak. Kağıthane Deresi’nin Haliç’e yakın kısmında İSKİ ve İstanbul Büyük Şehir Belediyesi ortaklaşa bir ıslah projesi başlatmış ve projeyi tamamlamıştır. Islah edilmesi gereken diğer bölümün çalışmaları ise DSİ’nce yürütülmektedir.
2- Alibeyköy deresi: Kritik noktalarda başlayan ıslah çalışmaları tamamlanmıştır.
3- Küçükköy Deresi: Projesi hazırlanarak ihale edilmiş eve kamulaştırma çalışmaları başlamıştır.
HALİÇ ISLAH PROJESİ
Haliç için uzun yıllardan beri gerekli tedbirler alınamadığından Memba tarafı dolmuş, Valide Sultan köprüsü ile Eyüp Sultan Camii arasında Su derinliği yer yer 0,5m.’nin altına düşmüş olup, bu kesimde ve Eyüp Sultan Camii memba tarafında çok sayıda adacıklar oluşmuştur.
Valide Sultan Köprüsü’nden itibaren Haliç belirgin bir şekilde kokmakta, özellikle Eyüp Sultan Camii ve memba tarafında çok keskin ve rahatsız edici koku oluşmaktaydı ve su yüzeyi çamurdan çıkan ayrışma ürünü gazların oluşturduğu kabarcıklarla dolmuş bulunmaktaydı.
Alibey ve Kağıthane derelerinin taban kotları Haliç’in memba kısmındaki taban kotunun altında kalmış, dolayısıyla derelerden sağlıklı bir su akışı olmamakta ve nedenle yağmurlu havalarda su taşkınları yaşanmaktaydı.
Haliç’in Valide Sultan Köprüsü’nden memba kesimine doğru su derinliği çok azaldığından sandalların dahi seyir etme imkanı kalmamıştı.
Haliç’in koku ve görüntü probleminin giderilmesi, Alibey ve Kağıthane derelerine sağlıklı bir akış sağlanması, deniz araçları ile Boğazdan Alibey ve Kağıthane derelerine kadar ulaşılabilmesinin yanı sıra, Haliç’in rekreasyon ve benzeri faydalı amaçlarla kullanılabilmesi, geçmişteki tarihi ve kültürel özelliğin geri kazandırılması gayesi ile İstanbul Büyük Şehir Belediyesi, 1997 yılında Haliç Islah Projesini uygulamaya koymuştur.
28.11.1996 tarihli ihale kararı almış ve iş 15,000,000.-USD+300,000,000,000.-TL bedelle yabancı ortaklı bir firmaya ihale edilmiştir. İhale sonrası 10.01.1997 Tarihinde işe başlanmıştır ve halen Haliç’in Temizleme çalışmaları tüm hızıyla devam etmektedir. Bugüne kadar projenin %75’i gerçekleştirilmiş bulunmaktadır ve bu çalışmalar neticesinde koku problemi azaldığı gibi bir çok çamur adacığı da kaybolmuştur.
Lise Cografya ORTAOGRETIMLise Cografya ORTAOGRETIMYorum Yazın 31.01.2009
TARİH PENCERESİNDEN DENİZLİ İNSANINA BAKIŞ
Denizli ili, Ege ve Anadolu’nun türlü özelliklerini sinesinde toplamış, yaratıcılığa ve yenileşmeğe açık insanların yaşadığı bir beldedir. Denizlili çevresinde beliren küçük fırsatların yarın hangi imkƒnlarına dönüşebileceğini ƒdeta koklayarak anlar, ticarete karşı duyarlı, girişimlerinde cesurdur. Bu özellikler bu yöre insanının hayat tarzı haline gelmiştir. €ok eski yıllardan beri ağaçtan mamul ilkel tezgƒhlarda bebeleri sırtlarına bağlanmış kadınlar kesintisiz gün boyu dokuma yaparlar. Bu kadınlar, denilebilir ki kumaş değil, sabır dokurlar. Denizli ve yöresinde bugünkü atılım ve sanayileşme çabalarının kökeninde bu tevekkül ve inanç vardır.
Aslında Ege bölgesinde Denizli ili en az devlet katkısı alan bölgedir, kuruluşları eskiye dayanan bir kaç tekstil birimi dışında, devlet alt yapı desteğinde bile pek sınırlı kalmıştır. Eğer bu yöredeki tarihi ve turistik kaynaklar bir başka ülkenin elinde olsaydı bu güzel belde çoktan ihya edilirdi. Keza bölgeye tanrının bir lütfu olan enerji kaynakları tam kapasite ile faaliyete geçirilebilse yüz binlerce ailenin kaderi değişir, ucuz ve bol ürün yetiştirmek üzere girişimler seferber olurdu…
Denizli insanının bir başka özelliği olaylara süratli çare bulucu zekƒya sahip oluşlarıdır. Küçük imkƒnlardan büyük ölçekli iş yaratabilme yeteneğini elinden geldiği kadar kullanır. €evrede gördüğü her yeniliği kendine göre değerlendirir. Kotarır, bireyler ortaya koyar yani yoktan var etmeye çalışır. Kanaatkƒrdır, yılmadan çalışır…
Yalnız…
Günümüzde artık her girişim bir bilim temeline, organizasyon kültürüne ve geliştirilmiş yöneticilik becerilerine muhtaçtır. Türkiye büyük ekonomilerle entegrasyona, bütünleşmeye gitmelidir. Gitmeye de zorunludur. Artık ticaretin bir ucu içerideyse, diğer ucu dış pazarlardadır. Bir gün iç pazar için üreten firmaların kaderi yakın bir gelecekte dış Pazarlarda rekabet edecek değişik bir tabloya uyum sağlamak üzere yeni yönelimler içinde olmaktadır. Bu aşamayı başarabilmek ancak çevik, uzağı sezen yöneticiler yetiştirmekle mümkündür. Bu gelişmekle mümkündür. Bu gelişme Denizli içinde geçerlidir. Dış ekonomilerde entegrasyondan lehimize olumlu sonuçlar sağlayacak genç yönetici ve müteşebbis kadrolar nasıl yetiştirilecektir. Denizli ekonomisinin istenmeyen tıkanıklardın uzak tutacak, ticari ilişkileri canlı kılacak kadrolar yetişiyor mu? Bu sorunu çözmede yardımcı olacak teknik ve işletmecilik eğitimi şu anda hangi düzeydedir. Bu eğitim standartları, firmalara memur yetiştirmekten öteye, girişim ve inisiyatif sahibi elemanlar için düzenlenmelidir. Bu kadroların yetiştirilmesinde bölge ticaret ve sanayi odalarına da görev düşmektedir. Ayrıca kurulu sanayi müesseseleri hizmet içi eğitime önem vermeli, gereken yöreye bazı fedakƒrlıklarla dışarıdan kadro takviyesi yapılmalıdır.
Türkiye’de en çok işçi girişimi Denizli’de gerçekleşmiştir. Yurt dışında alın teri ile kazanılan dövizlerle işçi şirketleri kurulmuş, gene kadro yetersizliği ve diğer ekonomik nedenlerle bir kısmı başarılı olamamıştır. Bu nedenler iyice analiz edilmeli, yeni ekonomiyle yapıya adaptasyon sağlanmalıdır.
Şu anda bir çok Denizlili müteşebbis, sermaye tedarikinde karşılanılan sorunlar yüzünden yeni yatırımlara gidemiyor. Yüzde ellileri geçen faizlerle yeni girişim yapılamadığından ek istihdam gücü de yaratılamıyor. Aynı nedenle üretim arttırılamıyor, ihracat istenilen düzeye gelemiyor. Önümüzdeki dönemlerde hükümetler enflƒsyon yaratan para hareketlerini birbirinden ayırma alışkanlığını edindiğinde, Türkiye ile birlikte Denizli sanayiinde yeni bir dinamizm gelecektir.
Her şeye rağmen Denizlili Türkiye’nin gönlünde taze ve yaratıcı nitelikleriyle çok şey vaat etmektedir. Yeter ki Denizli’de fertlerin heyecanına devlet de katılsın.
DENİZLİ MÜTEŞEBBİSİ ÖZEL SEKTÖR GÜCÜNÜN ÖRNEK İSPATI
Ziya Tıkır oğlu Belediye Başkanı
Denizli gerek sanayi kuruluşları ve gerekse ticarŒ potansiyeli itibarıyla Ege bölgesinde olduğu kadar, Türkiye’miz genelinde dahi önemli bir şehir olduğunu ispatlamış bulunmaktadır. Bu haliyle Denizli’mizin bu gelişiminin temelini incelersek, başlıca faktörün Denizli’mizin kendi insanı ve müteşebbislerinin esas faktör olduğunu görürüz. Bugüne kadar Sümer bank iplik fabrikasından başka tek sanayi kuruluşu yoktur ki, devletimizin yatırımı olarak görülebilsin. Oldukça büyük kapasite olarak sınıflandırabileceğimiz “Göceçlik iplik”, “Basma Boya”, “Ergür Kablo ve kompleksi”, “Emsan”, “Ofas”, “Bir-Emek”, “Uygar Motor” gibi ilk akla geliveren sanayi kuruluşlarımız yanında, demir haddeciliği, tekstil sanayi ve belki bir benzeri çevre illerimizin hiçbirinde görülmeyecek kapasitede küçük sanayi kuruluşlarıyla paralel olarak ticarŒ potansiyelini de inkƒr etmek mümkün değildir. İç ticarŒ potansiyeli bakımından Denizli Türkiye’mizin en ücra köşesine kadar ismini duyurmuş güvenli ve sağlam bir ticaret merkezi, dış ticareti de küçümsenmeyecek boyutlara ulaşmış bir merkez kabul edilebilir.
Hal böyle iken, memleketimizin yerleşim merkezi hüviyeti itibariyle, süratle büyüyen bir şehir olma özelliğinde tabii karşılanmalıdır. Her süratli büyüyen şehirlerde olduğu gibi Denizli’mizin de şehirleşme olgusu açısından oldukça büyük sıkıntı ve problemleri vardır ve olması da tabiidir.
Denizli’mizin gelişmesine ve yerleşim problemlerine bir türlü ayak uyduramayan imar planlama çalışmaları, buna bağlı olarak sağlıklı planlama için en önde gelen hali hazır harita ihtiyacı, senelerdir tüm Denizli’mizin özlemini duyduğu kanalizasyon meselesi, bilhassa şehir çevresinde oluşan kaçak inşaat niteliğindeki sağlıksız yapılaşma ve tüm bunların üstünde çevre ve hava kirliliği tehlikesi, her bir noktasından su fışkıran ve bir zamanlar yeşil diye tarif edilen Denizli’mizin içme suyu ihtiyacının da son zamanlarda yeniden gündeme gelmiş olduğunu üzülerek belirtmeliyim. Daha 1978 yıllarında Derin dere suyumuzun da şehrimize büyük bir yatırım olarak geldiğini hatırlarsak ve 6 yıl sonra 2. ve 3. katlara su çıkmayacak hale geldiğimizi görüverirsek üzüntümüzün kaynağı daha kolay anlaşılacaktır. Susuzluk tehlikesinin önlenmesi için gerekli tedbirler alınmaktadır. Kısa vadede ve ileriye dönük olarak bu problemlerimize de çare getirecektir. Gerekirse 0.7 megavatlık bir enerji kapasitesi olan hidroelektrik santralı gözeden çıkarılabilir. Ve Gökpınar suyu Denizli’nin su ihtiyacını tahsis edebilir.
Hava kirliliği insanımız için başlıca meselemizdir. Bacası tüten, taşınabilir belli başlı sağlıksız sanayi kuruluşlarımızın artık hizmete hazır hale gelmiş sayılan organize sanayi bölgesine nakli şart görülmektedir. Gerekirse Belediye olarak, mamul ve kaliteli yakıt temin ve imali çalışmaları yapılacaktır. Vatandaşımızın ucuz yakı adı altında yarısı taş, yarısı kül, havayı en kötü şekilde kirleten kalitesiz yakıtlarla hem aldatılması ve hem de kirli hava üretiminde yarışa sokulması behemehal önlenmelidir. Belki büyük bir projedir ama jeotermal enerji konusunda bu aşamada gündeme getirilebilir.
İmar çalışmalarınızın esasına teşkil eden halihazır harita ihtiyacımız daha önce 1984 programında çıkartılmış idi. Göreve gelir gelmez ilk işimiz bu yanlışlığı düzeltmek oldu. Ve tüm çalışmalar tamamlanarak İller Bankası İdare Meclisi ilk toplantısını yapar yapmaz Denizli halihazır harita işi revizyon ve ilave bölgeler olarak 4 parçaya bölünerek zaman kazanmak açısından 4 ayrı haritacı ekibe ihale edilecektir. İmar planlama çalışmaları da süratlendirilmiş, 1/5000 nazım planların taşınma denetleme kurulu olarak son rötuşları 30 Mayıs 1984 İller Bankasında Belediyemizin de iştirakleri ile tamamlanmıştır. Bu aşamada haritası mevcut bölgeler derhal tatbikat safhasına sokulabilecektir.
Kanalizasyon projemiz gerek harita ve gerekse imar planı eksiklerimize rağmen bir taraftan mevcut bölgelerden başlanarak devam etmektedir. En iyimser şartlarla kanalizasyon inşaatı açısından 1985 yılı başlangıç yılı olabilecektir. Kanalizasyonun, Denizli’miz için en önemli yöne Denizli’ye has açık arıklar ve onun problemi ile ilgilidir. Denizli’ye has ve hemen her sokaktan geçen bu açık arıklar eskiden pırıl pırıl pınar suları içindi. Zirai sulamada ve hatta temizlik için kullanma suyu olabilen bu arıklar, bugün kanalizasyonsuzluktan lağım arıkları haline gelmiştir. Diliyorum ki, bu arıklar en kısa zamanda kanalizasyon sayesinde kurtarılmış olacaktır.
Sağlıksız yapılaşma ve vatandaşın kaçak inşaat problemi ancak imar planı, harita ve alt yapı eksikliği yenildiği takdirde önlenebilecektir. Şehir çevresinden imar ve ihtiyaca uygun realist tedbirlerle çare getirilir ise problem o zaman çözülebilecektir.
Ana hatları ile problemlerimizi ve çözüm yollarını bir çırpıda sıralarken, her şeyin böylece güllük gülistanlık olacağını söylemek mümkün değildir. Birbirine bağlı olarak daha birçok problemlerimiz vardır. Arzumuz Denizli’mizi daha rahat yaşanabilir, daha temiz ve huzurlu bir şehir haline getirmektir. Allah’ın yardımı ve gerek meclisimiz ve gerekse mesai arkadaşlarımın destekleriyle her konunun üstesinden gelebileceğimize inanıyorum.
Behlül Dal: “Halatımın hedefi Pamukkale’yi filme çekmektir”
Ünlü rejisör Behlül Dal, “Sanat hayatımın hedeflerinden biri Pamukkale’yi perdeye aktarmaktır dedi… Aldığı bir çok yurt içi ve yurt dışı ödüllerden sonra Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema ödülünü de kazanan Behlül Dal “Tarla” yazarına şunları söyledi.
“Turistik bir tanıtma filmi olan (Altın Koylar) isimli eserimiz geniş ilgi ve takdirle karşılandı. Daha önce yaptığım (Taşların Aşkı), (Güneşin Battığı Yer) gibi tanıtma filmlerimiz, Türkiye’mizi tabii ve kültür değerleri ile tanıtan yapımlardı. Bu defa, Pamukkale’yi bütün yönleri ile tanıtmayı amaçlayan bir çalışma içinde bulunuyorum. Geçen yıl bir süre incelediğim Pamukkale, tarih olaylarına sahne olmuş bir belde oluşu ve duyunun karakteristiği bakımından çok dikkate değer bir durum gösteriyor.
Sanat hayatımın hedefi dünya çapında bir yeri ve değeri olan Pamukkale’yi yurt içinde ve dışında en iyi şekilde anlatabilecek bir film yapmaktır…
AVANOS’TAN KIZILHİSAR’A
Denizli’nin Acıpayam ilçesine bağlı Kızılhisar bucağında teste, bardak, çömlek yapılır. Kızılhisarlı ustaların ata mesleğidir bu… Halkı €ömlekçiliği “Ata Mesleği” olarak benimsemiş bir belde de Nevşehir’e Avanos ilçesi… Orada da, Kızılhisar’da olduğu gibi yüzyıllardan beri testi, bardak, çömlek yapılıyor… Hatta Aşık Seyrani, “Kör de bilir Avanos’un yolunu/ Testi bardak kırığından bellidir” diyor. Kızılhisar’ın mesleki yönden kardeşi olan Avanos’taki tespitlerimizi bu yazımızda sunuyoruz.
Türkiye’nin kıyı şeridindeki turistik beldeler yanında Orta Anadolu’daki Avanos da bu yıl turizm mevsimine iddialı girdi. Kaya oyması evler, şehirler ve peri bacalarıyla ünlü Ürgüp ve Göreme’nin uzantısındaki Avanos ilçesinde bu yıl 6.5 milyar liralık turistik yatırım planlandı. Geçen yıl 650 milyon lira harcanarak parklar tanzim idildi, şehir içi kaldırımlara karo döşendi. Bu yıl İller Bankası, Turizm Bankası, Belediye ve Nevşehir Özel İdaresi için geniş çaplı bir yatırım planlandı. Tamamı 6.5 milyar liraya ulaşan yatırım daha çok turistik amaca yöneltildi.
Avanos Belediye başkanı Ali Kızı Karataş yapılan ve yapılacak çalışmalar hakkında şu bilgiyi verdi.
“Avanos, bu yıldan itibaren turizmdeki gerçek yerini almaya başlayacaktır. Ürgüp ve Göreme’de tabiat harikalarını gezerken bunalan yerli ve yabancı turistler, Kızılırmak’ın kıyısındaki ilçemizde serinleme imkƒnını bulacaklardır. Halen iki turistik otel ile motellerde ve pansiyonlarda bine yakın yatak sayımız mevcuttur. Dünyada ilk olarak kaya oyma otelinin Avanos’ta kurulması işi İller Bankasınca planlanmış ve 1986 programına alınmıştır. €evrenin karakteristik jeolojik yapısından faydalanılarak kaya oyma şeklinde vücuda getirilecek olan Kaya Otelde 1500 yatak, eğlence ve dinlenme salonları bulunacaktır…”
Avanos’ta içme suyu tesislerinin yenilenmesi ve ihtiyacı karşılar duruma gelmesi için çalışmalar yapılıyor. Şehri boydan boya ikiye bölen Kızılırmak’ın iki kıyısının tanzimi de planlanmış bulunuyor. Kızılırmak kıyıları hakkında Belediye Başkanı Ali Rıza Karataş şunları söylüyor:
“Kızılırmak’ın Avanos ve çevresi için ekonomik olduğu kadar sosyal önemi de vardır. Halkımız, ırmak boyunca uzanan bağlarda yaz boyunca eğlenceler düzenler, bir araya gelir.. Bu defa, yerli ve yabancı turistlerin de eğlenmek ve dinlenmek için aramıza katılmalarını düşünüyoruz. Bu yıl, festival alanını modern bir şekilde tanzim etmeyi planlamış bulunuyoruz. Değil, bütün yıl boyunca insanımıza ve konuklarımıza hizmet verebilecektir.”
Turistik tesis yatırımları yanında Avanos’ta el sanatlarına da büyük önem verilmiş bulunuyor. “Turizm Geliştirme Kooperatifinin açtığı halıcılık ve kilimcilik kursunda 70 genç kız eğitim görüyor.. Bu kurs bitiminde daha başka kursiyerlerinde burada eğitileceği bildiriliyor. Dünyaca ünlü halıların dokunduğu Avanos’ta bundan böyle turistlerin ilgisini çekebilecek, taşınması kolay halı ve kilim dokunmasına ağırlık verileceği belirtiliyor. Kurs Duruma hakkında Başkan Karataş şu bilgiyi veriyor:
“-Halıcılık kursumuz, Valimiz Erdoğan Atasoy tarafından hizmete başlatılmıştır. Devlet bakanımız Tınaz Titiz’in de istihdam yaratma yönünden incelediği kurslarımız bütün yıl boyunca devreler halinde sürecektir. Avanos, çömlekçiliği ve halıcılığı, yani el sanatları ile ünlüdür. Bu şöhreti daha da pekiştirmek çabalarımızın başarılı sonuçlar vereceğine inanıyorum..”
Avanos’un erkekleri çanak-çömlekçiliği, kızlar halı ve kilim dokumaya yüzyıllardan beri atadan kalma olarak öğreniyorlar.. Halı tezgƒhlarının ve çömlek atölyelerinin devlet ve belediye katkısı ile daha da gelişeceğine inanılıyor..
DENİZLİ’DE DÜĞÜN ŞÖLENİ
M. Salim Akagündüz İstanbul Milli Eğitim Md. Yrd.
Toplumların çekirdeğini “aile” oluşturur. Sağlıklı ailelerin meydana getirdiği toplum da sağlıklı ve huzurlu olur. Bu bakımdan, ailenin kurulmasına büyük önem vermek gerekir.
Bilindiği gibi, aile; genç bir kızla delikanlının birbirleriyle önce nişanlanması, sonra da nikƒhlanmasıyla kurulmuş olur. Daha sonra da çocuklar aileye katılırlar. Bu durum asırlardan beri bu şekilde süregelmektedir.
Ancak her toplumun kendine has özellikleri; gelenek ve görenekleri, ahlƒk din ve hukuk kuralları vardır. Toplumu oluşturan fertlerin bu kurallara riayet etmeleri gerekir. Kurallara uymayan fertleri toplum, bünyesinde barındırmaz. “Kültür dediğimiz, nesilden nesle intikal eden bilgi muhtevası olan bu sosyal kuralların bilinmesi, benimsenmesi; milli kültür değerlerimizin korunması ve tanıtılması en önemli görevlerimizin başında gelmelidir.
Bu itibarla, Türk toplumunun kurallarına yansıtan ve milli kültür değerlerimizin güzel bir örneğini teşkil eden Ege Bölgemizin şirin beldesi Denizlinin geleneksel köy düğününden söz etmek istedik…
Aslında “düğün” Anadolu’muzda önemli bir olay; gerçek bir mutluluk vesilesidir. Toplu yaşama, birlikte çalışma, dayanışma ve yardımlaşmanın gerçek anlamda örneklerinin verildiği; iki kişinin yuva kurmasının görüntüsü ardında, kitleleri harekete geçiren, kin ve düşmanlıkları ortadan kaldıran; dostluk ve kardeşlik duygularını pekiştiren büyük bir olaydır.
Denizli’de de düğüne büyük önem verilir. Yöremizde düğünler en az dört gün sürer. Bu sürede yemekler düğün evinde yenir. Sazlı sözlü, davullu-zurnalı eğlenceler yapılır. Bu eğlencelerin en coşkulu olanı da “kına gecesi”dir.
Genellikle oğlan evinin eğlence yerinde dikilen üç soğan üzerine konulmuş çanak şeklinde saç içine çaralar konularak, yakılır ve tüm meydan aydınlatılır. Geceleri köy delikanlılarının toplanıp, oturmaları için hasırlar ve kilimler yayılır ve çeşitli eğlenceler yapılır.
Düğün sahipleri kızanlara, yardıma gelirken, çeyize giderken, keşkeklik buğday dövülürken, gelin gezdirirken önde bayrak taşınır. Bayrak, oğlan evinin yakınlarından birisi tarafından taşınır. Bu kişiye “Bayraktar” denir. Bayraktar yürüyüş anında kızanların Efesinin sol yanında yürür. Bayrağın ucuna bir elma veya portakal sokulur ve iplerle perçinlenir. Kız ve oğlan evinde verilen çevre, şal, kuşak… vb. gibi hediyeler bayrak direğine düğümlenerek takılar. Bu hediyeler daha sonra bayraktar ile diğer bazı kızanlara dağıtılır.
Düğüne gelen davetlilere “Okuyucu” denir. Okuyucular, davet edildikleri köyün yakınlarına geldikleri zaman, gözetleyiciler tarafından düğün sahiplerine haber verilir. Köyün yakınına gelen okuyucular birkaç el silah atarak, geldiklerini duyurmaya çalışırlar. Okuyucular genellikle geceleyin gelirler. Gençler, ellerinde meşalelerle, onları karşılarlar. Bu karşılama, meşale alanına kadar davul-zurna ve sözlü eğlencelerle olur. Meşale alanına gelindiğinde oyunlar oynanır.
Bu oyunlar gruplar halinde oynanır. Kadın ve kızlar da meşale meydanının etrafındaki evlerin damlarından bu oyunları seyrederler. Kızanların, Efesi en son oyunu oynamadan eğlence bitmiş sayılmaz ve hiç kimse düğün evinden ayrılamaz. Harmandalı, Tavas Zeybeği… gibi mahalli oyunlar oynanırken, coşku ile bağırılır ve silahlar atılır. Kuskun, Zıbın, Delme, Cepken, Şal kuşak, Şalvar gibi özel giysilerini ve Bocim adı verilen siyah körüklü çizmesini giyen Efe oynarken, kızanları bağırarak Efeye bağlılıklarını anlatırlar. Efe de kızanlarından bazıları önünde oynayarak, onları onurlandırır. Bundan büyük gurur duyan kızanlar Efeyi selamlayarak, bağlılıklarını tekrarlarlar ve saygılarını sunarlar.
Efenin oynaması ile Meşale eğlencesi bitmiş olur. Efe ve kızanları düğün evinde misafir edilir. Aynı gece kızların Kına Yakma Eğlencesi de yapılır.
Bu eğlencelerden sonra konuklara pekmez ikram edilir. Damat gerdeğe girer ve böylece yeni bir yuva (aile) kurulmuş olur. Bundan sonra birlikte hayatlarını sürdüren gençler, çoluk-çocuk sahibi olarak, toplumdaki yeni yerlerini alılar ve yeni rollerini oynarlar.
DENİZLİ İLİNE TOPLU BAKIŞ
Selahattin Karagöz
Denizli İli; Anadolu’nun Güneybatısında, Ege Bölgesindedir. Doğuda Burdur, Isparta, Afyon, Batıdan Aydın, Manisa, Kuzeyden Uşak, Güneyden Muğla illeriyle komşudur.
İlin yüzölçümü 11.868 kilometrekare, 1975 sayımına göre nüfus 556.173 olup yoğunluğu (47 metredir). Kısal yerlerde yoğunluk fazladır.
İl, Ege - İç Anadolu ve Akdeniz Bölgeleri arasında bir geçit teşkil eder. Bu bakımdan toprak (Yüzey şekilleri) ve iklim yapısı bu bölgelerle ilişkilidir. Dalgalı bir yüzeye sahiptir. Alçak ve yüksek ovalar, yaylalar dağlar bir birini tamamlar. Coğrafi kuruluşu, yerleşmeye ve gelişmeye elverişli olduğundan eski bir yerleşme ve uygarlık merkezidir.
En alçak yeri Sarayköy kazası olup deniz yüzeyinden 170 metre, en yüksek yöresi ise €ameli ilçesinde 1350 metredir.
Alçak ovalar: Büyük Menderes, €ürüksü ovaları.
Yüksek ovalar: Tavas, Acıpayam, €ardak, Baklan ovaları.
Dağlar: Sazak, Babadağ, Hozan dağı, Büyük çökelmez dağı, Ak dağ, Sandıran dağı, Bozdağ, Bul kaz dağı, Beşparmak dağı, Eğeler ve Elma dağlarıdır. En yüksek dağ, Ege’nin en yüksek sivrisi olan Hozan dağı (2571) metredir.
Yorum Yazın 31.01.2009
COĞRAFYA BÖLGELERİMİZ
Türkiye’miz çok geniş bir ülkedir.
Yurdumuzun doğal yapısı, iklim özellikleri her yerde aynı değildir.
Bazı yerler dağlık, bazı yerler düzlüktür.
Bazı yerler deniz kenarı, bazı yerler denizden uzaktır.
Bazı yerle çok yağışlı, bazı yerler kuraktır.
İşte yurdumuz yeryüzü şekilleri, iklim özellikleri ve yetişen ürünlere göre ” Yedi Coğrafya Bölgesi ” ne ayrılmıştır. Bunlar :
KARADENİZ BÖLGESİ
MARMARA BÖLGESİ
EGE BÖLGESİ
AKDENİZ BÖLGESİ
İÇ ANADOLU BÖLGESİ
DOĞU ANADOLU BÖLGESİ
GÜNEYDOĞU ANADOLU BÖLGESİ
YURDUMUZUN COĞRAFYA BÖLGELERİ
AKDENİZ BÖLGESİ
AKDENİZ BÖLGESİ
Ülkemizin güneyinde Akdeniz boyunca uzanan bir bölgemizdir.
Kuzeyde Konya havzası, doğuda Uzunyayla ve batıda Köyceğiz ile sınırdır.
FABRİKALARI
Çimento, sigara, şeker, iplik, dokuma, demir-çelik, un ve besin maddeleri fabrikaları ile petrol rafinerileri vardır.
TARIM ÜRÜNLERİ
Buğday, arpa, yulaf, pirinç, pamuk, susam, yerfıdstığı, tütün, muz, turunçgiller (mandalina, portakal, limon, greyfurt) ve her çeşit sebze ve meyvecilik ile turfandacılık önemlidir.
NEHİRLERİ
Seyhan, Ceyhan, Göksu, Dalaman ve Manavgat çayı bölgenin önemli akarsularıdır.
GÖLLERİ
Beyşehir, Burdur, Eğridir, Suğla.
DAĞLARI
Toroslar’da Akdağ, Bozdağ, Nurhak ve Amanos dağları en önemli dağlarıdır.
OVALARI
Çukurova ve Amik ovaları.
LİMANLARI
İskenderun, Mersin, Antalya ve Fethiye.
ŞEHİRLERİ
Adana, Antalya, Antakya, Burdur, Isparta, Kahraman Maraş, Mersin.
TURİZM
Antalya ve Antakya çevresindeki eski eserler ile bölgenin şelaleleri ve plajları turizm bakımından önemli yerlerdir.
Antalya ve Alanya yöresi son yıllarda önemli birer turizm merkezi haline gelmiştir.
Gerek yurt içinden ve gerekse yurt dışından çok sayıda turist yılın her ayında bu bölgeyi ziyaret etmektedir.
Ayrıca bölgede yapılan film festivalleri ve benzeri etkinlikler her geçen gün artmaktadır.
Bölge tarihi, doğası, güneşi, denizi ve konukseverliği ile dünyanın önde gelen turizm merkezlerinden biri haline gelmiştir.
YURDUMUZUN COĞRAFYA BÖLGELERİ
MARMARA BÖLGESİ
MARMARA BÖLGESİ
Türkiye’nin kuzeybatısında yer alır.
Türkiye’nin nüfus yoğunluğu en fazla olan bölgesidir.
Bölge ekonomik olarak, en gelişmiş bölge özelliğini taşır.
FABRİKALARI
Çimento, kumaş, deri, dokuma, iplik, konserve, şeker, içki, elektrikli ev aletleri, şişe-cam, rafineri, ilaç ve kibrit.
TARIM ÜRÜNLERİ
Buğday, arpa, yulaf, pirinç, pancar, tütün, zeytin, üzüm, incir, sebze ve meyveler, ayçiçeği, ayrıca ipekböceği ve hayvancılıkta önemlidir.
NEHİRLERİ
Meriç, ergene, Gönen, Susurluk
GÖLLERİ
Sapanca, İznik, Manyas, Ulubat, Çekmece ve Terkos
DAĞLARI
Istranca, samanlı, Kozdağ, Alemdağ, Uludağ
OVALARI
Sakarya ve Bursa ovaları.
LİMANLARI
İstanbul, İzmit, Bandırma
ŞEHİRLERİ
Bursa, Balıkesir, Çanakkale, Edirne, İstabul, Kırklareli, Kocaeli (İzmit), Sakarya (Adapazarı), Tekirdağ
TURİZM
İstanbul, Edirne, İzmit, Bursa gibi şehirlerdeki tarihi eserler ve bölge doğal güzellikleriyle turizm bakımından önemlidir.
YURDUMUZUN COĞRAFYA BÖLGELERİ
EGE BÖLGESİ
Türkiye’nin batısında yer alan Ege Bölgesi, kuzeyde Edremit Körfezi kıyılarından güneyde Köyceğiz’e kadar uzanır.
Bu bölgemizin Ege Denizi kıyıları çok girintili çıkıntılıdır.
FABRİKALARI
Çimento, tuğla-kiremit, sabun, yağ, boya, un, konserve, sigara, dokuma, bira, şeker, rafineri ve çeşitli besin maddeleri fabrikaları vardır.
TARIM ÜRÜNLERİ
Buğday, arpa gibi tahıllar, tütün, haşhaş, pamuk gibi tarım ürünleriyle her çeşit sebze ve meyve yetiştirilir. Hayvancılık bölgede yaygındır.
NEHİRLERİ
Gediz, Büyük Menderes, Küçük Menderes önemli akarsularıdır.
GÖLLERİ
Bafa ve Marmara Gölü bölgenin önemli gölleridir.
LİMANLARI
İzmir, Bodrum, Marmaris.
DAĞLARI
Babadağ, Aydın ve Demirci dağları.
OVALARI
Aydın, Manisa ve Akhisar ovaları.
ŞEHİRLERİ
Aydın, Afyon, Denizli, İzmir, Kütahya, Manisa, Muğla, Uşak
TURİZM
İzmir, Bergama ve Efes dolaylarındaki eski eserleri ve Ege kıyıları doğal güzellikleriyle ünlüdür.
Yurdumuza tatil amacıyla giden turistlerin büyük bölümü bu bölgede tatillerini geçirirler.
YURDUMUZUN COĞRAFYA BÖLGELERİ
İÇ ANADOLU BÖLGESİ
İç Anadolu Bölgesi, ülkemizin ortasında yer alır.
Kuzeyde Karadeniz, güneyde Akdeniz, batıda Ege, doğuda Doğu Anadolu bölgeleriyle çevrilidir.
Doğu Anadolu’dan sonra en büyük bölgemizdir.
FABRİKALARI
Çimento, un, tuğla, şarap, makina, vagon, yağ, rafineri, dokuma, şeker ve çeşitli maddeleri üreten fabrikalar vardır.
TARIM ÜRÜNLERİ
Buğday, arpa, yulaf, çavdar, pirinç, baklagiller, şekerpancarı, patates, çeşitli sebze ve meyvelerdir. Hayvancılık da yaygın olarak yapılmaktadır.
NEHİRLERİ
Kızılırmak, sakarya, Porsuk bölgenin önemli akarsularıdır.
GÖLLERİ
Tuz gölü, Akşehir ve Eber gölleri vardır.
DAĞLARI
Erciyes, Elmadağ, Akdağ, Tecer ve Hasan dağı.
OVALARI
Eskişehir ve Konya ovaları önemli ovalarıdır.
ŞEHİRLERİ
Başkent Ankara, Aksaray, Çankırı, Eskişehir, Karaman, Kayseri, Kırıkkale, Kırşehir, Konya, Nevşehir, Niğde, Sivas, Yozgat.
TURİZM
Ankara, Sivas, Kayseri, Konya tarih eserler bakımından, Ürgüp ve Avanos çevresi ise peribacalıyla ünlüdür.
YURDUMUZUN COĞRAFYA BÖLGELERİ
KARADENİZ BÖLGESİ
Türkiye’nin kuzeyinde yer alır.
Karadeniz boyunca uzanır.
Bölge ormanlarla kaplıdır.
DAĞLARI
Canik, İsfendiyar, Köroğlu, Ilgaz, Bolu ve Doğu Karadeniz dağları en önemli dağlarıdır.
NEHİRLERİ
Kızılırmak, Yeşilırmak, Sakarya, Filyos ve Çoruh, önemli akarsularıdır.
İKLİMİ
Bölgede Karadeniz iklimi hakimdir. Kışlar soğukça, yazlar serince geçer. Yağışlar her mevsimde görülür.
ŞEHİRLERİ
Zonguldak, Sinop, Bartın, Samsun, Ordu, Giresun, Trabzon, Rize, Bolu, kastamonu, Çorum, Amasya, Gümüşhane, Tokat, Artvin ve Bayburt illeri bulunmktadır.
TARIM ÜRÜNLERİ
Fındık ve çay bölgenin önemli tarımsal ürünleridir.
Ormancılık oldukça yaygındır.
Balıkçılık da halkın önemli geçim kaynaklarındandır.
MADENLERİ
Bölgede bakır, linyit ve maden kömürü yatakları mevcuttur.
Bu bölge, Fatih döneminde Osmanlı yönetimine katılmıştır.
TURİZM
Abant, Borabay gölleri ve Havza kaplıcaları gerçekten görülmeye değer yerlerdir.
YURDUMUZUN COĞRAFYA BÖLGELERİ
DOĞU ANADOLU BÖLGESİ
En büyük coğrafi bölgemizdir.
Kuzeydoğuda Gürcistan, Ermenistan, Nahcivan, güneydoğuda İran ve Irakla sınır komşusudur.
FABRİKALARI
Çimento, şeker, yağ-peynir, şarap, sigara, dokuma ve iplik fabrikaları vardır.
TARIM ÜRÜNLERİ
Tahıl, patates, pirinç, şekerpancarı, tütün, kaysı, şeftali, üzüm ve benzeri ürünler üretilmektedir.
Hayvancılık da bölgenin önemli bir geçim kaynağıdır.
NEHİRLERİ
Dicle, Fırat, Aras, Murat ve Karasu bölgenin önemli akarsularıdır.
GÖLLERİ
Van ve Çıldır gölleri.
DAĞLARI
Ağrı, Nemrut, Süphan.
Ağrı, 5165 metre ile ülkemizin en yüksek dağıdır.
Ağrı, Avrupanın da en yüksek dağıdır.
OVALARI
Malatya ve Muş ovaları önemlidir.
ŞEHİRLERİ
Ağrı, Bitlis, Bingöl, Elazığ, Erzurum, Erzincan, Hakkari, Kars, Malatya, Muş, Tunceli ve Van’dır.
TURİZM
Kars ve Erzurum çevresi kış sporları yönünden önemlidir.
Harput ve Van dolayları eski uygarlıklardan kalma eserler bakımından önemlidir.
Van gölü dolayları görülmeye değer yerlerden birisidir.
YURDUMUZUN COĞRAFYA BÖLGELERİ
GÜNEYDOĞU ANADOLU BÖLGESİ
En küçük coğrafi bölgemizdir.
Bölgenin güneyinde Irak ve Suriye yer alır.
Bölgenin batısında Akdeniz Bölgesi vardır.
FABRİKALARI
Çimento, yağ, sabun, iplik, dokuma, içki, besin maddeleri üreten fabrikalar, petrol arıtma tesisileri vardır.
TARIM ÜRÜNLERİ
Buğday, mercimek, nohut, burçak, zeytin, antepfıstığı ve kenevir bölgede yetişen önemli ürünlerdir.
NEHİRLERİ
Dicle, Fırat bölgenin önemli akarsularıdır.
DAĞLARI
Toroslar ve Karacadağ.
OVALARI
Harran ve Antep ovaları.
ŞEHİRLERİ
Adıyaman, Diyarbakır, Gaziantep, Mardin, siirt, urfa, Batman ve Şırnak’tır.
Batman ve Şırnak son yıllarda şehir statüsüne kavuşmuştur.
TURİZM
Urfa ve Adıyaman dolayları ile Mardin eski uygarlıklardan kalma eserler bakımından zengindir.
ILKOGRETIM Ilkogretim Sosyal Bilgiler Lise CografyaILKOGRETIM Ilkogretim Sosyal Bilgiler Lise CografyaYorum Yazın 31.01.2009
PERİ BACALARININ OLUŞUMU
Vadi yamaçlarından inen sel suları ve rüzgarın, tüflerden oluşan yapıyı aşındırmasıyla ‘Peribacası’ adı verilen ilginç oluşumlar ortaya çıkmıştır. Sel sularının dik yamaçlarda kendine yol bulması, sert kayaların çatlamalarına ve kopmalarına neden olmuştur. Alt kısımlarda bulunan ve daha kolay aşınan malzemenin derin bir şekilde oyulması ile yamaç gerilemiş, böylece üst kısımlarda yer alan şapka ile aşınmadan korunan konik biçimli gövdeler ortaya çıkmıştır. Daha çok Ürgüp civarında bulunan şapkalı peribacaları konik gövdeli olup, tepe kısımlarında bir kaya bloku bulunmaktadır. Gövde tüf, tüffit ve volkan külünden oluşmuş kayaçtan; şapka kısmı ise lahar ve ignimbirit gibi sert kayaçlardan oluşmaktadır. Yani şapkayı oluşturan kaya türü, gövdeyi oluşturan kaya topluluğuna oranla daha dayanıklıdır. Bu peribacasının oluşumu için ilk koşuldur. Şapkadaki kayanın direncine bağlı olarak, peribacaları uzun veya kısa ömürlü olmaktadır. Kapadokya Bölgesi’nde erozyonun oluşturduğu peribacası tipleri; şapkalılar, koniler, mantar biçimliler, sütunlar ve sivri kayalardır. Peribacaları en yoğun şekilde Ürgüp- Uçhisar- Avanos üçgeni arasında kalan vadilerde, Ürgüp-Şahinefendi arasında, Nevşehir Çat kasabası civarında, Kayseri Soğanlı vadisinde ve Aksaray Selime köyü civarında bulunmaktadır.
JEOLOJİK OLUŞUM
Kapadokya Bölgesi’ndeki Erciyes, Hasandağı ve Göllüdağ jeolojik devirlerde aktif birer volkandı. Volkanların püskürmeleri Üst Miyosen’de (10 milyon yıl önce) başlayıp, Pliosen’e (2milyon yıl önce) kadar sürmüştür. Neojen gölleri altındaki yanardağlardan çıkan lavlar, platoda, göller ve akarsular üzerinde 100-150m. kalınlığında farklı sertlikler halinde tüf tabakasını oluşturmuştur. Bu tabakanın bünyesinde tüften başka tüffit ignimbirit tüf, lahar, volkan külü, kil, kumtaşı, marn aglomera ve bazalt gibi jeolojik kayaçlar bulunmaktadır. Ana volkanlardan püsküren maddelerle şekillenen plato, şiddeti daha az olan küçük volkanların püskürmeleriyle sürekli değişime uğramıştır. Üst Pliosen’den başlayarak -başta Kızılırmak olmak üzere- akarsu ve göllerin bu tüf tabakasını aşındırmaları nedeniyle bölge bugünkü halini almıştır.
UÇHİSAR
Nevşehir-Göreme yolu üzerinde, Nevşehir’e 7km. uzaklıktadır. Bölgenin en yüksek noktasında yeralan ve en eski yerleşimin ne zaman başladığı bilinmeyen Uçhisar, yerleşim biçimi açısından Ortahisar’a ve Ihlara Bölgesi’nde yeralan Selime Kalesi’ne benzemektedir. Uçhisar Kalesi’nin zirvesi aynı zamanda bölgenin panoramik seyir noktasıdır. Kale içerisinde bulunan çok sayıdaki odalar birbirlerine merdivenler, tüneller ve koridorlarla bağlanmıştır. Odaların girişlerinde ise -tıpkı yeraltı yerleşimlerinde olduğu gibi- giriş/çıkışı kontrol altına almaya yarayan sürgü taşları bulunmaktadır. Çok katlı bir özelliğe sahip olan Kalenin bazı mekanları bugün yer yer göçtüğünden dolayı tüm mekanlara ulaşmak ne yazık ki mümkün olamamaktadır. Uçhisar Kalesi’nde Ortahisar ve Ürgüp’teki (Başhisar) gibi kalesi olan yerleşimlerle savunma amacıyla çevreye uzanan uzun tünellerden bahsedilmektedir. Fakat bu tüneller yer yer göçtüklerinden dolayı bugün esrarını hala korumaktadır.
GÖREME
Nevşehir’e 10km. uzaklıktaki Göreme, Nevşehir-Ürgüp-Avanos üçgeni arasındaki etrafı vadilerle çevrili bölgede yeralır. Göreme kasabası’nın eski adları “Korama, Matiana, Maccan ve Avcılar”dır. Göreme ile ilgili 6. yüzyıla ait bir belgede ilk olarak ‘Korama’ adına rastlanıldığından dolayı en eski adının bu olduğu düşünülmektedir. Bu belgede Aziz Hieron’un 3. yüzyıl sonlarında Korama’da doğduğu, Malatya’da 30 arkadaşı ile birlikte şehit olduğu ve elinin kesilerek annesine; Korama’ya getirildiğinden bahsedilmektedir. Koramalı Şehit Aziz Hieron’un, Göreme Açık Hava Müzesi içinde yeralan Tokalı Kilise’de oldukça büyük boyutta resmedilmiş bir tasviri bulunmaktadır. Göreme ve çevresinin Roma Dönemi’nde Venessalıların (Avanos) nekropol alanı olarak kullanıldığı düşünülmektedir. Gerek Göreme’nin merkezindeki anıt gibi büyük peribacasının içine oyulmuş iki sütunlu Roma mezarı, gerekse civarında yeralan çok sayıdaki mezarlar bu görüşü desteklemektedir. Orta çağın ilk evrelerinde hıristiyanlar için önemli bir dini merkez olan Göreme, 11. ve 13. yüzyılda Aksaray yakınlarındaki Mokissos’a bağlı bir piskoposluk merkeziydi. Göreme ve çevresinde çok sayıda manastır, kilise ve şapel bulunmasına karşın yapılış tarihleri hakkında yeterli bir kitabe bulunmamaktadır. Bu nedenle bu dini yapılar daha çok ya ikonografik açıdan ya da mimari özelliklerine göre tarihlenebilmektedir.
AVANOS
Nevşehir’in 18 km. kuzeyinde olan Avanos’un antik dönemdeki adı ‘Venessa’dır. Çok sayıda çanak çömlek atölyesi bulunan ilçede seramik yapım geleneği Hititlerden beri süregelmektedir. Kızılırmak’ın getirdiği kırmızı toprak ve milden elde edilen seramik çamuru, Avanoslu seramik sanatçılarının elinde şekil almaktadır. Avanos’u (Venessa) ikiye ayıran Kızılırmak., Anadolu’nun en uzun nehridir. Avanos yakınlarında, Kızılırmak’ın hemen kenarındaki bir Roma mezarlığında ele geçen mermerden lahit, Merkez Kapadokya Bölgesi’nde bugüne kadar ele geçen tek lahit olması açısından ilginçtir. Lahit, 1971 yılında tesadüfen ortaya çıkmış, semerdam biçimindeki kapağı kimliği tespit edilmeyen şahıslarca açılmış ve içindeki buluntular ne yazık ki çalınmıştır. Ceset üzerinde yapılan patolojik ve paleoantropolojik araştırmalar sonucunda lahitin, saçları kına ile boyanmış bir kadına ait olduğu anlaşılmıştır. M.S.1. ve 2. yüzyıla tarihlenen lahit, 2.20m. uzunluğunda, 70cm., yüksekliğinde, 78cm. genişliğinde olup beyaz mermerden yapılmıştır. Kapağı semerdam biçiminde olan lahdin köşelerinde akroterler ve her iki tarafında da beşer arslan kafası yer alır. Lahdin iki uzun kenarı ‘girland’ adı verilen yapraklardan, çiçeklerden oluşan uzunca hevenk biçiminde kabartma olarak yapılmış bezemelerle süslüdür. Girlandlar her iki tarafta üçer adet olup aralarında yarım kabartma sütunlar yer almaktadır. İki dar yüzde girland içinde gorgo başı bulunmaktadır. Gorgo (Meduza), Yunan mitolojisinde saçları yılanlarla örülü, alınlarından yaban domuzu dişleri fışkıran, üç kız kardeşe verilen isimdir. Üç kız oldukları halde efsaneye adı karışan yalnız Meduza’dır. Mezarı soymak isteyenlere ve mezarı kötü ruhlara karşı koruyucu olması için yapılmıştır. Lahit, halen Nevşehir Müze Müdürlüğü’nde sergilenmektedir. Lahit’in bulunduğu alanın bir Roma nekropolü olabileceği düşünülerek Nevşehir Müze Müdürlüğü’nce bu alanda arkeolojik kazılar yapılmış ancak büyük bir Bizans nekropolü açığa çıkarılmıştır. Çok sayıda çanak çömlek atölyesi bulunan Avanos’ta seramik yapım geleneği Hititlerden beri süregelmektedir. Kızılırmak’ın getirdiği kırmızı toprak ve milden elde edilen seramik çamuru, Avanoslu seramik sanatçılarının ellerinde şekil almaktadır. Avanos’ta 13. yüzyıl Selçuklu Dönemi’ne tarihlenen Saruhan Kervansarayı ve Alaaddin Camii bulunmaktadır. Çömlekçilik Anadolu’da çanak-çömlek yapımı, Neolitik devirde M.Ö.7000 yıllarında Konya Çatalhöyük’te başladığı, M.Ö.2000 yıllarında Mezopotamya’dan ticaret için gelen Asurlu’ların Anadolu’da yaşayan Hititler’e çanak-çömlek yapımını öğrettikleri, Avanos’ta da Hititler’den beri çarkla çanak-çömlek yapıldığı bilinmektedir. Bu el sanatı kavimden kavime, babadan oğula geçerek günümüze kadar gelmiştir. Avanos’un dağlarından ve Kızılırmak’ın eski yataklarından yumuşak ve yağlı kil topraklar elenir ve iyice yuğurularak çamur haline getirilir. Çark adı verilen ve ayakta döndürülen tezgah üzerindeki çamurun maharetle şekillendirilmesiyle istenilen çanak yapılmış olur. İşlik denilen atelyelerde üretilen çanaklar önce güneşte, daha sonra da gölgede kurutulduktan sonra, saman ve talaşla yakılan fırınlarda 800 dereceden başlayıp 1200 derece sıcaklık arasında özenle pişirilir. Çanakçılık, yapımından satışına kadar yorucu bir çalışma ve beceri gerektiren el sanatıdır. 1970′li yıllara kadar, günlük hayatımızda kullandığımız yemek kapları, su testileri, kışlık yiyecek saklamak için çömlekler ve küpler, su künkleri olarak yapılmış hem ilçenin ve bölgenin ihtiyaçları karşılanmış, hem de Tokat ve Samsun illerine kadar eşeklerle ve at arabalarıyla götürülerek satılmıştır. Çanak ürünlerinin kolayca kırılabilir olmasını, XVIII. yy. da yaşamış olan halk ozanı Seyrani ” Kör de bilir Avanos’un yolunu, Testi bardak kırdığından bellidir.” diyerek belirtmiştir. Çanakçılık; plastik kullanım araçlarının günlük hayatımıza girmesiyle kısa bir süre duraklama geçirmiş, ancak 1980′li yıllardan itibaren bölgemizde gelişen turizmle birlikte yeni bir canlılık kazanmıştır. Eskiden beri Seyrani’nin özdeğişiyle tanınan Avanos, günümüzde ziyaret eden yerli ve yabancılar tarafından ” Kapadokya’nın el sanatları ve alış veriş merkezi” olarak tanınmakta ve bilinmektedir. Avanos’a gelişlerinin anısı olarak çanaktan yapılmış hediyelik eşyalar alan ziyaretçiler, tezgah başına geçerek kendi elleriyle çanak yapmayı da denemektedirler. Üretilen çanak ürünleriyle birlikte, özellikle Kütahya’da imal edilerek satışa sunulan seramiklere yabancı turistlerin daha fazla ilgi göstermeleri üzerine, 1990′lı yıllardan itibaren ilçede üretimi yapılan bir el sanatıdır. Seramik çamuru Kütahya’dan getirilmekte, imalat, süsleme ve fırınlama işlemleri ilçede kurulan atelyelerde yapılmaktadır.
ÜRGÜP
Nevşehir’in 20km. doğusunda olan Ürgüp Kapadokya Bölgesinin en önemli merkezlerindendir. Göreme’de olduğu gibi tarihsel süreç içerisinde çok sayıda isme sahip olmuştur. Bizans Döneminde Osiana (Assiana), Hagios Prokopios; Selçuklular Dönemi’nde Başhisar; Osmanlılar zamanında Burgut kalesi; Cumhuriyetin ilk yıllarından itibaren de Ürgüp adıyla anılmıştır. Ürgüp ve civarındaki ilk yerleşim antik adı Tomissos olan Damsa Çayı’nın doğusundaki Avla Dağı etekleridir. İngiliz Arkeolog Ian Todd’un burada yaptığı yüzey araştırması sonucunda çok sayıda obsidiyenden ve sileksten Paleolitik Dönem’e ait aletler bulmuştur. Daha geç dönemlere ait en önemli kalıntılar ise Ürgüp kasaba ve köylerinde bulunan Roma Dönemi’ne ait kaya mezarlardır. Bizans Döneminde de önemli bir dini merkez olan Ürgüp, köy, kasaba ve vadilerindeki kaya kiliselerin ve manastırların piskoposluk merkeziydi. 11. yüzyılda Ürgüp, Selçuklular’ın önemli kentleri Konya’ya ve Niğde’ye açılan önemli bir kale konumundaydı. Bu döneme ait iki yapı kentin merkezindeki Altıkapılı ve Temenni Tepesi Türbeleri’dir. Bir anne ve iki kızına ait olan ve 13. yüzyılda yaptırılan ‘Altı Kapılı Türbe’, altı cepheli, her cephesinde kemerli pencereli ve üstü açıktır. Ürgüp’ün Temenni Tepesi’nde bulunan iki türbeden birinin, 1268 yılında Vecihi Paşa tarafından yaptırılan ve halk arasında ‘Kılıçarslan Türbesi’ olarak da anılan Selçuklu Sultanı IV. Rüknettin Kılıçarslan’a, diğerinin ise III. Alaaddin Keykubat’a ait olabileceği düşünülmektedir. Ancak araştırmacılara göre bu olasılıklar oldukça zayıftır. 1515 yılında Osmanlı topraklarına katılan Ürgüp, 18. yüzyılda Osmanlı Sadrazamı Damat İbrahim Paşa’nın kadılık makamını doğduğu kent olan Nevşehir’e (Muşkara) bağlaması nedeniyle ilk kez ikinci planda kalır. Şemsettin Sami 1888-1900 yıllarında yazdığı Kamus-ül Alam adlı tarih ve coğrafya ile ilgili eserinde Ürgüp’te 70 cami, 5 kilise ve 11 kütüphane olduğunu belirtir. Ürgüp ilçe merkezinde yer alan Tahsinağa İlçe Halk Kütüphanesi, Türkiye’de ilk defa 1957 yılında Kütüphane Müdürü Mustafa Güzelgöz’ün büyük çabalarıyla Ürgüp’e bağlı köylere ” merkepli gezici kütüphane” hizmetini başlatmıştır. Bu çalışmalar Türkiye’deki yayınlanan gazetelerde manşetlerdedir. O yıllarda Amerika’da “bütün dünya ülkelerinde yaratıcı insanlar” tespit edilmesi için çalışmalar yapılmakta idi. Türkiye’den de Mustafa Güzelgöz seçilerek yarışmaya katılır. Elemelerden sonra Mustafa Güzelgöz yaptığı çalışmalardan dolayı dünya birinciliğini kazanır. Amerika Büyükelçiliği Tahsinağa kütüphanesine bir Jeep hediye eder, gezici kütüphane hizmetleri bu araçla verilmeye başlanır. Ürgüp Müzesi 1971 yılında açılan müze Ürgüp civarından ele geçen fosil örneklerinin dışında Prehistorik, Eski Tunç Çağı, Hitit, Frig Pers, Hellenistik, Roma, Bizans ve Osmanlı Dönemi eseri mevcuttur. Müze de ayrıca yörenin mahalli kıyafetlerinin, eşyalarının ve silahlarının bulunduğu etnografik seksiyonu da vardır. Ürgüp Müzesi’ne bağlı ören yerleri Mustafapaşa Aios Vasilios, Manastır Vadisi Kiliseleri, Yeşilöz (Aziz Theodor Kilisesi ve Pancarlık Kilisesidir. Aziz Theodore (Tağar ) Kilisesi Ürgüp-Kayseri yolundan 8.5km. sonra sağa dönülüp 8km. daha gidildiğinde Ürgüp ilçesinin Yeşilöz köyüne ulaşılır. Buradaki kilise ‘T’ planlı, merkezi kubbelidir. (Kubbe çöktüğünden camla kapatılmıştır. ) Üst katta bulunan galeriye bir merdiven sayesinde çıkılmaktadır. Bu nedenle Kapadokya kiliseleri içinde tek örnektir. Genelde resimleri iyi korunmuş olan kiliseyi üç sanatçı kendi stillerine göre farklı zamanlarda süslemiştir. Aziz Theodore adına yapılmış olan Tağar Kilisesi, 11-13. yüzyıllara tarihlenmektedir. Sahneleri: Deesis, Müjde, Doğum, Peygamberlerin görünümü, Havarilerin görünümü, İsa Çarmıhta, Melekler Gabriel ve Michael, madalyonlar içinde aziz tasvirleri. Pancarlık Kilisesi Ortahisar kasabasının güneyinde, Ürgüp-Mustafapaşa yolunun sağındaki Pancarlık vadisindedir. Düz tavanlı tek nefli ve tek apsislidir. Kilisedeki duvar resimleri daha çok yeşil zeminlidir ve oldukça iyi korunmuştur. İlk bakışta kiliseyi iki farklı sanatçının farklı zamanlarda boyadığı düşünülse de sahneler ve tüm yazılar ayrı ayrı incelendiğinde aynı sanatçı tarafından süslendiği anlaşılmaktadır. Zengin İncil siklusunu içeren kilisede sahneler frizler halinde birbirini takip etmekte, frizin her iki yanını madalyonlar içinde aziz tasvirleri sınırlamaktadır. Pancarlık Kilisesi 11. yüzyılın ilk yarısına tarihlenmektedir. Sahneler: Peygamberlerin görünümü, Müjde, Ziyaret, Bakireliğin ispatı, Beytüllahim’e yolculuk, Doğum, Üç müneccimin tapınması, Joseph’in ikinci rüyası, Mısır’a kaçış, Masum çocukların katliamı, İsa’nın mabete takdimi, Elizabeth’in takip edilişi, Vaftizci Yahya’nın görevlendirilmesi, Vaftizm, İsa’nın denenmesi, Kana düğünü, Şarap mucizesi, Balık ve ekmeklerin çoğaltılması, Havarilerin tanrı yolunda görevlendirilmesi, Şeytan çarpmış adamın iyileştirilmesi, Cüzzamlı adamın iyileştirilmesi, Sakat kadının iyileştirilmesi, Jairus’un kızının iyileştirilmesi, Balıkların çoğaltılması mucizesi, İsa ve Samarralı kadın, Başkalaşım, İsa Golgota yolunda, İsa çarmıhta, İsa’nın cehenneme inişi, İsa’nın göğe yükselmesi, Melek Gabriel ve Michael ve madalyonlar içinde aziz tasvirleri. Kırk Şehitler Kilisesi Ürgüp’ün Şahinefendi köyünün yaklaşık 1km. uzağındadır. Dik bir yamacın eteğindeki peribacasının içine oyulan Kırk Şehitler Kilisesi, 2 apsisli ve 2 nefli ender örneklerdendir. Beşik tonozlu nefler kemerli 2 sütunla desteklenmiştir. Kilisenin kolay ulaşılabilen freskleri hemen hemen yok olmasına karşın her iki nefin üst kısmındaki freskleri oldukça iyi korunmuştur. Güney nefteki David tasvirinin karşısında yer alan yazıt, kilisenin hem adını hem de 1216/17 yıllarına tarihlendiğini belirtmektedir. Sahneleri: Deesis, Müjde, Doğum, Üç müneccimin tapınması, İsa’nın mabete takdimi, İsa çarmıhta, İsa’nın göğe çıkışı, Meryem’in ölümü, kuzeydeki nefte kırk şehitler ve diğer aziz tasvirleri
Devamını okuyun…»
Yorum Yazın 31.01.2009
Tüm İller hakkinda kisa kisa bilgi Flash dosyasini indirmek için
asagidaki linke tiklayiniz..
Tüm İller hakkinda kisa kisa bilgi Flash
ILKOGRETIM Ilkogretim Sosyal Bilgiler Lise Cografya ORTAOGRETIMILKOGRETIM Ilkogretim Sosyal Bilgiler Lise Cografya ORTAOGRETIMYorum Yazın 31.01.2009
LİSE 1 ÖDEV SORULARI
1. Coğrafyanın tanımı yapınız.
2. Coğrafyanın diğer bilimlerle olan ilişkisini açıklayınız.
3. Coğrafyanın başlıca bölümlerini ve bu bölümlerin birbirinden ayrılan özelliklerini açıklayınız.
4. Uygulamalı bir bilim olarak Coğrafyayı açıklayınız.
5. Evren, Uzay, Yıldız, Güneş sistemi, Gezegen, Uydu, Elipsoid, Sferoid, Geoid, Ekvator kavramlarını araştırınız.
6. Dünyanın Geoid şeklinde olmasının ortaya çıkardığı sonuçlar nelerdir?
7. Güneş sistemi içindeki gök cisimlerini ve gezegenleri güneşe uzaklıklarına göre sıralayınız.
8. Paralel, Meridyen, Enlem, Boylam kavramlarını araştırınız.
9. Paralel, Meridyen, Enlem ve Boylamların özelliklerini araştırınız.
10. Gün, Eksen, Günberi, Günöte gibi kavramların anlamlarını araştırınız.
11. Dünyanın kendi ekseni etrafındaki hareketinin sonuçlarını araştırınız.
12. Eksen, Ekliptik, Ekinoks gibi kavramların anlamlarını araştırınız.
13. Dünyanın güneş ekseni etrafındaki hareketinin sonuçlarını araştırınız.
LİSE 1 ÖDEV SORULARI DEVAMINI INDIR
Lise Cografya ORTAOGRETIMLise Cografya ORTAOGRETIMYorum Yazın 31.01.2009
Most Users Ever Online Is On
| Pts | Sal | Çar | Per | Cum | Cts | Paz |
|---|---|---|---|---|---|---|
| « May | ||||||
| 1 | 2 | 3 | 4 | 5 | 6 | 7 |
| 8 | 9 | 10 | 11 | 12 | 13 | 14 |
| 15 | 16 | 17 | 18 | 19 | 20 | 21 |
| 22 | 23 | 24 | 25 | 26 | 27 | 28 |
| 29 | 30 | 31 | ||||

|
|