DUYURU  : Telif haklarini ihlal eden her turlu materyal MEBTR'de Yayinlanamaz ve Dagitilamaz! Please Read! Legal disclaimer and notice.
| Frmda.Com | Kisisel Sayfalar | Anket ve Yarismalar | Ask Doktorunuz | Guncel Haberler | Genel Konular | Eglence Bu Bolumde Kopacaksiniz | Hobileriniz | Definecilik Ile Ilgili Hersey |
| Genel Kultur Konulari | Kultur ve Sanat | Turk Kulturu-Turk sanati | Dinimiz Islam | Videol paylasim Merkezi | Dizi Izle | Muzik ve Mp3 Tanitim | Tum Oyunlar | Elektronik Dunyasi | Bilgisayar-Donanim-Surucu teknik Destek-Programlar | Guvenlik Merkezi |Cep Telefonu-Logo-Melodi-Program | Digital Uydu Dunyasi | Webmaster Yardim | Bilgi Bankasi-Dev Odev Arsivi |Frmda.Com Danisman | Kadin Dunyasi | Cocuklara Ozel | Erkeklere Ozel |Araclar Modifiye | Frmda Ilan ver |

 

Kategori 'Ilkogretim Sosyal Bilgiler'

Çöller

Çöller
Yeryüzünün yedide birini kaplayan çöller yaşamın olanaksız olduğu bölgelerden sayılır. Bununla birlikte yeryüzünün en etkileyici doğa parçaları arasında bazı çöller de vardır. Buralarda yaşayan hayvan ve bitkiler bölgeye uyum sağlayarak varlıklarını sürdürmeyi başarmışlardır. Bölgede yaşayan insanlar ise vahalar oluşturarak ve hayvancılık yaparak geçimlerini sağlamaktadırlar. Bu kurak arazide sulama yoluyla gerçek cennetler oluşturmak olanaklıdır. Bugün pek çok çölden petrol ve değerli madenler çıkarılmaktadır.

Çöller hakında geniş Bilgiyi İndirmek için TIKLAYIN

Yorum Yazın 31.01.2009

Nahcivan hakkinda bilgi

Azerbaycan’a bağlı 500.000 nüfuslu özerk cumhuriyettir. Türkiye ile sınır komşusudur. Ülkede karasal iklim görülür. Tarım ve hayvancılık ekonominin temelini oluşturur.Gümüş ve kalay önemli yer altı kaynaklarıdır.Türkiye ile Nahcivan arasında Dilucu sınır kapısı vardır.Dağlık Karabağ ise Azerbaycan toprakları içinde yer alan özerk bir cumhuriyettir.Nüfusun büyük çoğunluğunu Azeri Türkleri oluşturur.Burada az miktarda Ermeni vardır.

Yorum Yazın 31.01.2009

Azerbaycan hakkında bilgi

Türkiye’nin doğusunda yer alan bir ülkedir. Yönetim şekli Cumhuriyet olup başkenti Bakü’dür. Nüfusu 7.500.000milyondur. (1992). Gence , Sumgait , Ağdam , Nahcivan başlıca önemli kentleridir. Azerbaycan genel olarak dağlık bir ülkedir. Ülkenin kuzeyinde Kafkaslar yer alır. Ülkenin iç kesimleri ovadır. Aras ve Kura nehirleri başlıca akarsularıdır. Azerbaycan’da genel olarak karasal iklim hakimdir. Geniş alanlar bozkırlarla kaplıdır. Hazar Denizi kıyılarında nemli ve ılıman iklim görülür. Yüksek kesimlerde ormanlar bulunur. Azerbaycan’da sebze, meyve, tahıl ve pamuk en çok üretilen tarım ürünleridir. Hayvancılıkta önemlidir.Ülkenin başlıca yer altı kaynağı petr4ol ve doğal gazdır. Demir, bakır, kükürt ve kaya tuzu da bol miktarda çıkarılan madenlerdir. Sanayisi gelişmemiştir. Azerbaycan’ın bağımsızlığına kavuştuğu 1991 yılından sonra Türkiye ile ekonomik, sosyal ve kültürel ilişkiler sürekli gelişmiştir. Türkiye, Azerbaycan petrollerinin çıkarılması, işlenmesi ve dağıtılmasıyla ilgili ortaklığa (Baku-Ceyhan petrol boru hattı) imza atmıştır. Azerbaycan’ın nüfusunun büyük çoğunluğunu Türkçe’yi Azeri lehçesiyle konuşan Türkler oluşturur.

Yorum Yazın 31.01.2009

volkanizma

Mağmanın yerin derinliklerinden hareket ederek yer yüzüne çıkması veya yer yüzüne yakın derinliklere kadar gelerek soğuması olayına volkanizma denir.

Volkanizma denilince daha çok yer yüzünde meydana gelen mağmatik faaliyetler akla gelmektedir. Çünkü volkanik şekiller yer yüzünde oluşmaktadır.

Volkanizma sırasında mağma katı, sıvı ve gaz halinde yer yüzüne çıkar. Çıkan sıvı maddelere lav, katı maddelere tüf denir. Gazların çoğu ise su buharıdır.

Volkandan çıkan maddeler lav ise, volkan bacasından akma şeklinde hareket eder. Tüf veya gaz çıkışı olursa patlama olur.

Volkanizma ile çıkan malzemeler çıktığı yerde birikerek volkan konilerini oluşturur.

Yanardağların yükseltisinin az veya çok olmasında lavların akışkanlığı etkilidir. Lavların akıcılığı fazla ise geniş alanda birikme olur. Yükseltisi az olan yayvan görünüşlü volkan konisi oluşur. Bunlara tabla  veya plato volkanlar denir. ör: Karacadağ volkan dağı (G.D Anadolu)

Lavların akıcılığı az ise yükseltisi fazla olan volkan dağları oluşur. Bunlara da kalkan volanları denir. ör: Ağrı dağı

Volkan konilerinin tepesinde bulunan çukurluğa krater denir.

Bazı yanardağlarda ana koni üzerinde oluşmuş yan koniler de olabilir. Bunlara parazit koni denir. Ör: Erciyes dağı

Volkanik patlamalarla bazı volkanların tepe kısmı uçarak çok büyük çanak oluşur. Bu çanaklara kaldera denir. Ör: Nemrut dağı (1441 yılında ikinci kez patlamıştır.)

Yorum Yazın 31.01.2009

COĞRAFYA BÖLGELERİMİZ

COĞRAFYA BÖLGELERİMİZ

Türkiye’miz çok geniş bir ülkedir.
Yurdumuzun doğal yapısı, iklim özellikleri her yerde aynı değildir.
Bazı yerler dağlık, bazı yerler düzlüktür.
Bazı yerler deniz kenarı, bazı yerler denizden uzaktır.
Bazı yerle çok yağışlı, bazı yerler kuraktır.
İşte yurdumuz yeryüzü şekilleri, iklim özellikleri ve yetişen ürünlere göre  ” Yedi Coğrafya Bölgesi ” ne ayrılmıştır. Bunlar :

KARADENİZ BÖLGESİ
MARMARA BÖLGESİ
EGE BÖLGESİ
AKDENİZ BÖLGESİ
İÇ ANADOLU BÖLGESİ
DOĞU ANADOLU BÖLGESİ
GÜNEYDOĞU ANADOLU BÖLGESİ
YURDUMUZUN COĞRAFYA BÖLGELERİ

AKDENİZ BÖLGESİ

AKDENİZ BÖLGESİ

Ülkemizin güneyinde Akdeniz boyunca uzanan bir bölgemizdir.

Kuzeyde Konya havzası, doğuda Uzunyayla ve batıda Köyceğiz ile sınırdır.

FABRİKALARI

Çimento, sigara, şeker, iplik, dokuma, demir-çelik, un ve besin maddeleri fabrikaları ile petrol rafinerileri vardır.

TARIM ÜRÜNLERİ

Buğday, arpa, yulaf, pirinç, pamuk, susam, yerfıdstığı, tütün, muz, turunçgiller (mandalina, portakal, limon, greyfurt) ve her çeşit sebze ve meyvecilik ile turfandacılık önemlidir.

NEHİRLERİ

Seyhan, Ceyhan, Göksu, Dalaman ve Manavgat çayı bölgenin önemli akarsularıdır.

GÖLLERİ

Beyşehir, Burdur, Eğridir, Suğla.

DAĞLARI

Toroslar’da Akdağ, Bozdağ, Nurhak ve Amanos dağları en önemli dağlarıdır.

OVALARI

Çukurova ve Amik ovaları.

LİMANLARI

İskenderun, Mersin, Antalya ve Fethiye.

ŞEHİRLERİ

Adana, Antalya, Antakya, Burdur, Isparta, Kahraman Maraş, Mersin.

TURİZM

Antalya ve Antakya çevresindeki eski eserler ile bölgenin şelaleleri ve plajları turizm bakımından önemli yerlerdir.

Antalya ve Alanya yöresi son yıllarda önemli birer turizm merkezi haline gelmiştir.

Gerek yurt içinden ve gerekse yurt dışından çok sayıda turist yılın her ayında bu bölgeyi ziyaret etmektedir.

Ayrıca bölgede yapılan film festivalleri ve benzeri etkinlikler her geçen gün artmaktadır.

Bölge tarihi, doğası, güneşi, denizi ve konukseverliği ile dünyanın önde gelen turizm merkezlerinden biri haline gelmiştir.

YURDUMUZUN COĞRAFYA BÖLGELERİ

MARMARA BÖLGESİ

MARMARA BÖLGESİ

Türkiye’nin kuzeybatısında yer alır.

Türkiye’nin nüfus yoğunluğu en fazla olan bölgesidir.

Bölge ekonomik olarak, en gelişmiş bölge özelliğini taşır.

FABRİKALARI

Çimento, kumaş, deri, dokuma, iplik, konserve, şeker, içki, elektrikli ev aletleri, şişe-cam, rafineri, ilaç ve kibrit.

TARIM ÜRÜNLERİ

Buğday, arpa, yulaf, pirinç, pancar, tütün, zeytin, üzüm, incir, sebze ve meyveler, ayçiçeği, ayrıca ipekböceği ve hayvancılıkta önemlidir.

NEHİRLERİ

Meriç, ergene, Gönen, Susurluk

GÖLLERİ

Sapanca, İznik, Manyas, Ulubat, Çekmece ve Terkos

DAĞLARI

Istranca, samanlı, Kozdağ, Alemdağ, Uludağ

OVALARI

Sakarya ve Bursa ovaları.

LİMANLARI

İstanbul, İzmit, Bandırma

ŞEHİRLERİ

Bursa, Balıkesir, Çanakkale, Edirne, İstabul, Kırklareli, Kocaeli (İzmit), Sakarya (Adapazarı), Tekirdağ

TURİZM

İstanbul, Edirne, İzmit, Bursa gibi şehirlerdeki tarihi eserler ve bölge doğal güzellikleriyle turizm bakımından önemlidir.

YURDUMUZUN COĞRAFYA BÖLGELERİ

EGE BÖLGESİ

Türkiye’nin batısında yer alan Ege Bölgesi, kuzeyde Edremit Körfezi kıyılarından güneyde Köyceğiz’e kadar uzanır.

Bu bölgemizin Ege Denizi kıyıları çok girintili çıkıntılıdır.
FABRİKALARI

Çimento, tuğla-kiremit, sabun, yağ, boya, un, konserve, sigara, dokuma, bira, şeker, rafineri ve çeşitli besin maddeleri fabrikaları vardır.
TARIM ÜRÜNLERİ
Buğday, arpa gibi tahıllar, tütün, haşhaş, pamuk gibi tarım ürünleriyle her çeşit sebze ve meyve yetiştirilir. Hayvancılık bölgede yaygındır.

NEHİRLERİ

Gediz, Büyük Menderes, Küçük Menderes önemli akarsularıdır.

GÖLLERİ

Bafa ve Marmara Gölü bölgenin önemli gölleridir.

LİMANLARI

İzmir, Bodrum, Marmaris.

DAĞLARI

Babadağ, Aydın ve Demirci dağları.

OVALARI

Aydın, Manisa ve Akhisar ovaları.

ŞEHİRLERİ

Aydın, Afyon, Denizli, İzmir, Kütahya, Manisa, Muğla, Uşak

TURİZM

İzmir, Bergama ve Efes dolaylarındaki eski eserleri ve Ege kıyıları doğal güzellikleriyle ünlüdür.

Yurdumuza tatil amacıyla giden turistlerin büyük bölümü bu bölgede tatillerini geçirirler.

YURDUMUZUN COĞRAFYA BÖLGELERİ

İÇ ANADOLU BÖLGESİ

İç Anadolu Bölgesi, ülkemizin ortasında yer alır.

Kuzeyde Karadeniz, güneyde Akdeniz, batıda Ege, doğuda Doğu Anadolu bölgeleriyle çevrilidir.

Doğu Anadolu’dan sonra en büyük bölgemizdir.

FABRİKALARI

Çimento, un, tuğla, şarap, makina, vagon, yağ, rafineri, dokuma, şeker ve çeşitli maddeleri üreten fabrikalar vardır.

TARIM ÜRÜNLERİ

Buğday, arpa, yulaf, çavdar, pirinç, baklagiller, şekerpancarı, patates, çeşitli sebze ve meyvelerdir. Hayvancılık da yaygın olarak yapılmaktadır.

NEHİRLERİ

Kızılırmak, sakarya, Porsuk bölgenin önemli akarsularıdır.

GÖLLERİ

Tuz gölü, Akşehir ve Eber gölleri vardır.

DAĞLARI

Erciyes, Elmadağ, Akdağ, Tecer ve Hasan dağı.

OVALARI

Eskişehir ve Konya ovaları önemli ovalarıdır.

ŞEHİRLERİ

Başkent Ankara, Aksaray, Çankırı, Eskişehir, Karaman, Kayseri, Kırıkkale, Kırşehir, Konya, Nevşehir, Niğde, Sivas, Yozgat.

TURİZM

Ankara, Sivas, Kayseri, Konya tarih eserler bakımından, Ürgüp ve Avanos çevresi ise peribacalıyla ünlüdür.

YURDUMUZUN COĞRAFYA BÖLGELERİ

KARADENİZ BÖLGESİ

Türkiye’nin kuzeyinde yer alır.
Karadeniz boyunca uzanır.
Bölge ormanlarla kaplıdır.
DAĞLARI

Canik, İsfendiyar, Köroğlu, Ilgaz, Bolu ve Doğu Karadeniz dağları en önemli dağlarıdır.
NEHİRLERİ

Kızılırmak, Yeşilırmak, Sakarya, Filyos ve Çoruh, önemli akarsularıdır.
İKLİMİ

Bölgede Karadeniz iklimi hakimdir. Kışlar soğukça, yazlar serince geçer. Yağışlar her mevsimde görülür.
ŞEHİRLERİ

Zonguldak, Sinop, Bartın, Samsun, Ordu, Giresun, Trabzon, Rize, Bolu, kastamonu, Çorum, Amasya, Gümüşhane, Tokat, Artvin ve Bayburt illeri bulunmktadır.
TARIM ÜRÜNLERİ

Fındık ve çay bölgenin önemli tarımsal ürünleridir.
Ormancılık oldukça yaygındır.
Balıkçılık da halkın önemli geçim kaynaklarındandır.
MADENLERİ

Bölgede bakır, linyit ve maden kömürü yatakları mevcuttur.
Bu bölge, Fatih döneminde Osmanlı yönetimine katılmıştır.
TURİZM

Abant, Borabay gölleri ve Havza kaplıcaları gerçekten görülmeye değer yerlerdir.
YURDUMUZUN COĞRAFYA BÖLGELERİ

DOĞU ANADOLU BÖLGESİ

En büyük coğrafi bölgemizdir.

Kuzeydoğuda Gürcistan, Ermenistan, Nahcivan, güneydoğuda İran ve Irakla sınır komşusudur.

FABRİKALARI

Çimento, şeker, yağ-peynir, şarap, sigara, dokuma ve iplik fabrikaları vardır.

TARIM ÜRÜNLERİ

Tahıl, patates, pirinç, şekerpancarı, tütün, kaysı, şeftali, üzüm ve benzeri ürünler üretilmektedir.

Hayvancılık da bölgenin önemli bir geçim kaynağıdır.

NEHİRLERİ

Dicle, Fırat, Aras, Murat ve Karasu bölgenin önemli akarsularıdır.

GÖLLERİ

Van ve Çıldır gölleri.

DAĞLARI

Ağrı, Nemrut, Süphan.

Ağrı, 5165 metre ile ülkemizin en yüksek dağıdır.

Ağrı, Avrupanın da en yüksek dağıdır.

OVALARI

Malatya ve Muş ovaları önemlidir.

ŞEHİRLERİ

Ağrı, Bitlis, Bingöl, Elazığ, Erzurum, Erzincan, Hakkari, Kars, Malatya, Muş, Tunceli ve Van’dır.

TURİZM

Kars ve Erzurum çevresi kış sporları yönünden önemlidir.

Harput ve Van dolayları eski uygarlıklardan kalma eserler bakımından önemlidir.

Van gölü dolayları  görülmeye değer yerlerden birisidir.

YURDUMUZUN COĞRAFYA BÖLGELERİ

GÜNEYDOĞU ANADOLU BÖLGESİ

En küçük coğrafi bölgemizdir.

Bölgenin güneyinde Irak ve Suriye yer alır.

Bölgenin batısında Akdeniz Bölgesi vardır.

FABRİKALARI

Çimento, yağ, sabun, iplik, dokuma, içki, besin maddeleri üreten fabrikalar, petrol arıtma tesisileri vardır.

TARIM ÜRÜNLERİ

Buğday, mercimek, nohut, burçak, zeytin, antepfıstığı ve kenevir bölgede yetişen önemli ürünlerdir.

NEHİRLERİ

Dicle, Fırat bölgenin önemli akarsularıdır.

DAĞLARI

Toroslar ve Karacadağ.

OVALARI

Harran ve Antep ovaları.

ŞEHİRLERİ

Adıyaman, Diyarbakır, Gaziantep, Mardin, siirt, urfa, Batman ve Şırnak’tır.

Batman ve Şırnak son yıllarda şehir statüsüne kavuşmuştur.

TURİZM

Urfa ve Adıyaman dolayları ile Mardin eski uygarlıklardan kalma eserler bakımından zengindir.

Yorum Yazın 31.01.2009

YER YUVARLAĞI Hakkinda bilgi

YER YUVARLAĞI
Bütün gök cicimlerinin içinde bulunduran ortama evren denir.Bu geniş ortamda milyarlarca yıldızdan oluşan topluluklar galaksi denir.Güneş sistemi de Samanyolu galaksisi içindedir.Gezegenlerin en büyüyü Jüpiter en küçüğü ise merkürdür.Dünya güneşten ortalama 150 milyon km uzaklıktadır.Güneşten uzaklaştıkça gezegenlerin yüzey sıcaklıkları düşer.Jüpitercin 10 tane uydusu vardır.

Yerin şekli ve boyutları
İyonyalı bir bilim adamı mö530 yılında dünyanın küre şeklinde olduğunu söylemiştir.Yerin kendine has şekline geoit denir.Bu şekil kutuplardan basık ekvatordan şişkindir.Çekül geoidin her noktasına diktir.Ekseni ekliptiği ise 23 derece 27 dakika eğiktir.Dünyanın şeklinden dolayı güneş ışınları her yere dik gelmemektedir.

B)PARALEL,MERİDYEN,ENLEM,BOYLAM
Bu bilgilerden yaralanılarak dünya üzerindeki bir yerin kolayca bulunmasına yardımcı olurlar.
Paraleller
Yer yuvarlığını iki eşit parçaya bölen daireye ekvator denir.Paralellerin 90 tanesi kuzeyde 90 tanesi de güneyde olmak üzere toplam 180 tanedir.
Özellikleri
1)Her paralel dairesi tam bir çemberdir.
2)Paralellerin çevre uzunlukları ekvatordan kutuplara gidildikçe azalır.Ekvator çevresi 40.076 km dir.
3)İki paralel arasındaki uzaklık her yerde 111 km dir
4)90 derece paralelleri nokta halindedir.
5)Dereceleri ekvatordan kutuplara gidildikçe büyür.

Meridyenler
Ekvatoru dik açıyla kesen yaylara denir.Başlangıç meridyeni greenwich olarak kabul edilmiştir.Başlangıç meridyenin doğusunda ve batısında 180 tane şer olmak üzere toplam 360 tanedir.
Özellikleri
Meridyen Yaylarının uzaklıkları ekvatordan kutuplara gidildikçe azalır.
2)Meridyen yayları arasındaki uzaklık birbirine eşittir.
3)Meridyenler yarım çemberdir.
4)Dereceleri başlangıç meridyeninden uzaklaştıkça büyür.
5)Aynı meridyen yayı üzerindeki saat aynıdır.
6)İki meridyen arasındaki uzaklık farkı 4 dakikadır.
7)Her 15 meridyen 1 saat dilimini oluşturur.

Enlem ve boylam
Enlem:Herhangi bir noktayla ekvator arasında kalan meridyen yayının açı cinsinden değeridir.Aynı paralel üzerinde kalan bütün noktaların enlem dereceleri aynıdır.
Boylam:Herhangi bir noktayla başlangıç meridyeni arasında kalan paralel yayının açı cinsinden değeridir.

Devamını okuyun…»

Yorum Yazın 31.01.2009

İç Anadolu Bölgesi

İç Anadolu Bölgesi

İç Anadolu Bölgesi Türkiye’nin merkezinde bulunan ıç Anadolu Bölgesi, 151.000 km2lik yüzölçümüyle Türkiye topraklarının yaklaşık %19′unu kaplar. Bölge Doğu Anadolu’dan sonra Türkiye’nin ikinci büyük bölgesidir. Nevşehir, Aksaray, Kırıkkale ve Kırşehir illeri bütünüyle bölge içinde kalır. Diğer illerin bazı toprakları ise Karadeniz, Akdeniz ve Doğu Anadolu bölgelerine taşar.
İç Anadolu’da, tarım ve hayvancılık önemli bir gelir kaynağıdır. Türkiye tahıl üretiminin yaklaşık üçte biri bu bölgeye aittir. Tahıl türlerinden en fazla buğday üretilir. Buğday üretimi bakımından Konya ilk sırada yer alır. İkinci sırada ise Ankara gelir. Bölgede genellikle makarna, bulgur ve irmik yapımına elverişli sert buğday yetiştirilir. Baklagillerden en çok fasulye ve nohut, az miktarda da mer cimek ekilir. Türkiye’nin patetes üretiminin üçte biri yine bu bölgede gerçekleşir. Sanayi bitkilerinden ise en fazla şekerpancarı üretilmektedir. Bağcılık ve meyvecilik bakımından Konya, Ankara, Niğde, Nevşehir ve Kayseri illeri önemlidir.
İç Anadolu’da daha çok orta ve küçük sanayi tesisleri bulunmaktadır. Halıcılık Kayseri, Sivas ve Konya yörelerinde yoğunlaşmıştır. Bölgenin başlıca sanayi kuruluşları Ankara, Eskişehir, Kayseri, Sivas, Konya, Kırıkkale ve Çorum gibi merkezlerde toplanmıştır.

Yorum Yazın 31.01.2009

PERİ BACALARININ OLUŞUMU

PERİ BACALARININ OLUŞUMU
Vadi yamaçlarından inen sel suları ve rüzgarın, tüflerden oluşan yapıyı aşındırmasıyla ‘Peribacası’ adı verilen ilginç oluşumlar ortaya çıkmıştır. Sel sularının dik yamaçlarda kendine yol bulması, sert kayaların çatlamalarına ve kopmalarına neden olmuştur. Alt kısımlarda bulunan ve daha kolay aşınan malzemenin derin bir şekilde oyulması ile yamaç gerilemiş, böylece üst kısımlarda yer alan şapka ile aşınmadan korunan konik biçimli gövdeler ortaya çıkmıştır. Daha çok Ürgüp civarında bulunan şapkalı peribacaları konik gövdeli olup, tepe kısımlarında bir kaya bloku bulunmaktadır. Gövde tüf, tüffit ve volkan külünden oluşmuş kayaçtan; şapka kısmı ise lahar ve ignimbirit gibi sert kayaçlardan oluşmaktadır. Yani şapkayı oluşturan kaya türü, gövdeyi oluşturan kaya topluluğuna oranla daha dayanıklıdır. Bu peribacasının oluşumu için ilk koşuldur. Şapkadaki kayanın direncine bağlı olarak, peribacaları uzun veya kısa ömürlü olmaktadır. Kapadokya Bölgesi’nde erozyonun oluşturduğu peribacası tipleri; şapkalılar, koniler, mantar biçimliler, sütunlar ve sivri kayalardır. Peribacaları en yoğun şekilde Ürgüp- Uçhisar- Avanos üçgeni arasında kalan vadilerde, Ürgüp-Şahinefendi arasında, Nevşehir Çat kasabası civarında, Kayseri Soğanlı vadisinde ve Aksaray Selime köyü civarında bulunmaktadır.
JEOLOJİK OLUŞUM
Kapadokya Bölgesi’ndeki Erciyes, Hasandağı ve Göllüdağ jeolojik devirlerde aktif birer volkandı. Volkanların püskürmeleri Üst Miyosen’de (10 milyon yıl önce) başlayıp, Pliosen’e (2milyon yıl önce) kadar sürmüştür. Neojen gölleri altındaki yanardağlardan çıkan lavlar, platoda, göller ve akarsular üzerinde 100-150m. kalınlığında farklı sertlikler halinde tüf tabakasını oluşturmuştur. Bu tabakanın bünyesinde tüften başka tüffit ignimbirit tüf, lahar, volkan külü, kil, kumtaşı, marn aglomera ve bazalt gibi jeolojik kayaçlar bulunmaktadır. Ana volkanlardan püsküren maddelerle şekillenen plato, şiddeti daha az olan küçük volkanların püskürmeleriyle sürekli değişime uğramıştır. Üst Pliosen’den başlayarak -başta Kızılırmak olmak üzere- akarsu ve göllerin bu tüf tabakasını aşındırmaları nedeniyle bölge bugünkü halini almıştır.
UÇHİSAR
Nevşehir-Göreme yolu üzerinde, Nevşehir’e 7km. uzaklıktadır. Bölgenin en yüksek noktasında yeralan ve en eski yerleşimin ne zaman başladığı bilinmeyen Uçhisar, yerleşim biçimi açısından Ortahisar’a ve Ihlara Bölgesi’nde yeralan Selime Kalesi’ne benzemektedir. Uçhisar Kalesi’nin zirvesi aynı zamanda bölgenin panoramik seyir noktasıdır. Kale içerisinde bulunan çok sayıdaki odalar birbirlerine merdivenler, tüneller ve koridorlarla bağlanmıştır. Odaların girişlerinde ise -tıpkı yeraltı yerleşimlerinde olduğu gibi- giriş/çıkışı kontrol altına almaya yarayan sürgü taşları bulunmaktadır. Çok katlı bir özelliğe sahip olan Kalenin bazı mekanları bugün yer yer göçtüğünden dolayı tüm mekanlara ulaşmak ne yazık ki mümkün olamamaktadır. Uçhisar Kalesi’nde Ortahisar ve Ürgüp’teki (Başhisar) gibi kalesi olan yerleşimlerle savunma amacıyla çevreye uzanan uzun tünellerden bahsedilmektedir. Fakat bu tüneller yer yer göçtüklerinden dolayı bugün esrarını hala korumaktadır.
GÖREME
Nevşehir’e 10km. uzaklıktaki Göreme, Nevşehir-Ürgüp-Avanos üçgeni arasındaki etrafı vadilerle çevrili bölgede yeralır. Göreme kasabası’nın eski adları “Korama, Matiana, Maccan ve Avcılar”dır. Göreme ile ilgili 6. yüzyıla ait bir belgede ilk olarak ‘Korama’ adına rastlanıldığından dolayı en eski adının bu olduğu düşünülmektedir. Bu belgede Aziz Hieron’un 3. yüzyıl sonlarında Korama’da doğduğu, Malatya’da 30 arkadaşı ile birlikte şehit olduğu ve elinin kesilerek annesine; Korama’ya getirildiğinden bahsedilmektedir. Koramalı Şehit Aziz Hieron’un, Göreme Açık Hava Müzesi içinde yeralan Tokalı Kilise’de oldukça büyük boyutta resmedilmiş bir tasviri bulunmaktadır. Göreme ve çevresinin Roma Dönemi’nde Venessalıların (Avanos) nekropol alanı olarak kullanıldığı düşünülmektedir. Gerek Göreme’nin merkezindeki anıt gibi büyük peribacasının içine oyulmuş iki sütunlu Roma mezarı, gerekse civarında yeralan çok sayıdaki mezarlar bu görüşü desteklemektedir. Orta çağın ilk evrelerinde hıristiyanlar için önemli bir dini merkez olan Göreme, 11. ve 13. yüzyılda Aksaray yakınlarındaki Mokissos’a bağlı bir piskoposluk merkeziydi. Göreme ve çevresinde çok sayıda manastır, kilise ve şapel bulunmasına karşın yapılış tarihleri hakkında yeterli bir kitabe bulunmamaktadır. Bu nedenle bu dini yapılar daha çok ya ikonografik açıdan ya da mimari özelliklerine göre tarihlenebilmektedir.
AVANOS
Nevşehir’in 18 km. kuzeyinde olan Avanos’un antik dönemdeki adı ‘Venessa’dır. Çok sayıda çanak çömlek atölyesi bulunan ilçede seramik yapım geleneği Hititlerden beri süregelmektedir. Kızılırmak’ın getirdiği kırmızı toprak ve milden elde edilen seramik çamuru, Avanoslu seramik sanatçılarının elinde şekil almaktadır. Avanos’u (Venessa) ikiye ayıran Kızılırmak., Anadolu’nun en uzun nehridir. Avanos yakınlarında, Kızılırmak’ın hemen kenarındaki bir Roma mezarlığında ele geçen mermerden lahit, Merkez Kapadokya Bölgesi’nde bugüne kadar ele geçen tek lahit olması açısından ilginçtir. Lahit, 1971 yılında tesadüfen ortaya çıkmış, semerdam biçimindeki kapağı kimliği tespit edilmeyen şahıslarca açılmış ve içindeki buluntular ne yazık ki çalınmıştır. Ceset üzerinde yapılan patolojik ve paleoantropolojik araştırmalar sonucunda lahitin, saçları kına ile boyanmış bir kadına ait olduğu anlaşılmıştır. M.S.1. ve 2. yüzyıla tarihlenen lahit, 2.20m. uzunluğunda, 70cm., yüksekliğinde, 78cm. genişliğinde olup beyaz mermerden yapılmıştır. Kapağı semerdam biçiminde olan lahdin köşelerinde akroterler ve her iki tarafında da beşer arslan kafası yer alır. Lahdin iki uzun kenarı ‘girland’ adı verilen yapraklardan, çiçeklerden oluşan uzunca hevenk biçiminde kabartma olarak yapılmış bezemelerle süslüdür. Girlandlar her iki tarafta üçer adet olup aralarında yarım kabartma sütunlar yer almaktadır. İki dar yüzde girland içinde gorgo başı bulunmaktadır. Gorgo (Meduza), Yunan mitolojisinde saçları yılanlarla örülü, alınlarından yaban domuzu dişleri fışkıran, üç kız kardeşe verilen isimdir. Üç kız oldukları halde efsaneye adı karışan yalnız Meduza’dır. Mezarı soymak isteyenlere ve mezarı kötü ruhlara karşı koruyucu olması için yapılmıştır. Lahit, halen Nevşehir Müze Müdürlüğü’nde sergilenmektedir. Lahit’in bulunduğu alanın bir Roma nekropolü olabileceği düşünülerek Nevşehir Müze Müdürlüğü’nce bu alanda arkeolojik kazılar yapılmış ancak büyük bir Bizans nekropolü açığa çıkarılmıştır. Çok sayıda çanak çömlek atölyesi bulunan Avanos’ta seramik yapım geleneği Hititlerden beri süregelmektedir. Kızılırmak’ın getirdiği kırmızı toprak ve milden elde edilen seramik çamuru, Avanoslu seramik sanatçılarının ellerinde şekil almaktadır. Avanos’ta 13. yüzyıl Selçuklu Dönemi’ne tarihlenen Saruhan Kervansarayı ve Alaaddin Camii bulunmaktadır. Çömlekçilik Anadolu’da çanak-çömlek yapımı, Neolitik devirde M.Ö.7000 yıllarında Konya Çatalhöyük’te başladığı, M.Ö.2000 yıllarında Mezopotamya’dan ticaret için gelen Asurlu’ların Anadolu’da yaşayan Hititler’e çanak-çömlek yapımını öğrettikleri, Avanos’ta da Hititler’den beri çarkla çanak-çömlek yapıldığı bilinmektedir. Bu el sanatı kavimden kavime, babadan oğula geçerek günümüze kadar gelmiştir. Avanos’un dağlarından ve Kızılırmak’ın eski yataklarından yumuşak ve yağlı kil topraklar elenir ve iyice yuğurularak çamur haline getirilir. Çark adı verilen ve ayakta döndürülen tezgah üzerindeki çamurun maharetle şekillendirilmesiyle istenilen çanak yapılmış olur. İşlik denilen atelyelerde üretilen çanaklar önce güneşte, daha sonra da gölgede kurutulduktan sonra, saman ve talaşla yakılan fırınlarda 800 dereceden başlayıp 1200 derece sıcaklık arasında özenle pişirilir. Çanakçılık, yapımından satışına kadar yorucu bir çalışma ve beceri gerektiren el sanatıdır. 1970′li yıllara kadar, günlük hayatımızda kullandığımız yemek kapları, su testileri, kışlık yiyecek saklamak için çömlekler ve küpler, su künkleri olarak yapılmış hem ilçenin ve bölgenin ihtiyaçları karşılanmış, hem de Tokat ve Samsun illerine kadar eşeklerle ve at arabalarıyla götürülerek satılmıştır. Çanak ürünlerinin kolayca kırılabilir olmasını, XVIII. yy. da yaşamış olan halk ozanı Seyrani ” Kör de bilir Avanos’un yolunu, Testi bardak kırdığından bellidir.” diyerek belirtmiştir. Çanakçılık; plastik kullanım araçlarının günlük hayatımıza girmesiyle kısa bir süre duraklama geçirmiş, ancak 1980′li yıllardan itibaren bölgemizde gelişen turizmle birlikte yeni bir canlılık kazanmıştır. Eskiden beri Seyrani’nin özdeğişiyle tanınan Avanos, günümüzde ziyaret eden yerli ve yabancılar tarafından ” Kapadokya’nın el sanatları ve alış veriş merkezi” olarak tanınmakta ve bilinmektedir. Avanos’a gelişlerinin anısı olarak çanaktan yapılmış hediyelik eşyalar alan ziyaretçiler, tezgah başına geçerek kendi elleriyle çanak yapmayı da denemektedirler. Üretilen çanak ürünleriyle birlikte, özellikle Kütahya’da imal edilerek satışa sunulan seramiklere yabancı turistlerin daha fazla ilgi göstermeleri üzerine, 1990′lı yıllardan itibaren ilçede üretimi yapılan bir el sanatıdır. Seramik çamuru Kütahya’dan getirilmekte, imalat, süsleme ve fırınlama işlemleri ilçede kurulan atelyelerde yapılmaktadır.
ÜRGÜP
Nevşehir’in 20km. doğusunda olan Ürgüp Kapadokya Bölgesinin en önemli merkezlerindendir. Göreme’de olduğu gibi tarihsel süreç içerisinde çok sayıda isme sahip olmuştur. Bizans Döneminde Osiana (Assiana), Hagios Prokopios; Selçuklular Dönemi’nde Başhisar; Osmanlılar zamanında Burgut kalesi; Cumhuriyetin ilk yıllarından itibaren de Ürgüp adıyla anılmıştır. Ürgüp ve civarındaki ilk yerleşim antik adı Tomissos olan Damsa Çayı’nın doğusundaki Avla Dağı etekleridir. İngiliz Arkeolog Ian Todd’un burada yaptığı yüzey araştırması sonucunda çok sayıda obsidiyenden ve sileksten Paleolitik Dönem’e ait aletler bulmuştur. Daha geç dönemlere ait en önemli kalıntılar ise Ürgüp kasaba ve köylerinde bulunan Roma Dönemi’ne ait kaya mezarlardır. Bizans Döneminde de önemli bir dini merkez olan Ürgüp, köy, kasaba ve vadilerindeki kaya kiliselerin ve manastırların piskoposluk merkeziydi. 11. yüzyılda Ürgüp, Selçuklular’ın önemli kentleri Konya’ya ve Niğde’ye açılan önemli bir kale konumundaydı. Bu döneme ait iki yapı kentin merkezindeki Altıkapılı ve Temenni Tepesi Türbeleri’dir. Bir anne ve iki kızına ait olan ve 13. yüzyılda yaptırılan ‘Altı Kapılı Türbe’, altı cepheli, her cephesinde kemerli pencereli ve üstü açıktır. Ürgüp’ün Temenni Tepesi’nde bulunan iki türbeden birinin, 1268 yılında Vecihi Paşa tarafından yaptırılan ve halk arasında ‘Kılıçarslan Türbesi’ olarak da anılan Selçuklu Sultanı IV. Rüknettin Kılıçarslan’a, diğerinin ise III. Alaaddin Keykubat’a ait olabileceği düşünülmektedir. Ancak araştırmacılara göre bu olasılıklar oldukça zayıftır. 1515 yılında Osmanlı topraklarına katılan Ürgüp, 18. yüzyılda Osmanlı Sadrazamı Damat İbrahim Paşa’nın kadılık makamını doğduğu kent olan Nevşehir’e (Muşkara) bağlaması nedeniyle ilk kez ikinci planda kalır. Şemsettin Sami 1888-1900 yıllarında yazdığı Kamus-ül Alam adlı tarih ve coğrafya ile ilgili eserinde Ürgüp’te 70 cami, 5 kilise ve 11 kütüphane olduğunu belirtir. Ürgüp ilçe merkezinde yer alan Tahsinağa İlçe Halk Kütüphanesi, Türkiye’de ilk defa 1957 yılında Kütüphane Müdürü Mustafa Güzelgöz’ün büyük çabalarıyla Ürgüp’e bağlı köylere ” merkepli gezici kütüphane” hizmetini başlatmıştır. Bu çalışmalar Türkiye’deki yayınlanan gazetelerde manşetlerdedir. O yıllarda Amerika’da “bütün dünya ülkelerinde yaratıcı insanlar” tespit edilmesi için çalışmalar yapılmakta idi. Türkiye’den de Mustafa Güzelgöz seçilerek yarışmaya katılır. Elemelerden sonra Mustafa Güzelgöz yaptığı çalışmalardan dolayı dünya birinciliğini kazanır. Amerika Büyükelçiliği Tahsinağa kütüphanesine bir Jeep hediye eder, gezici kütüphane hizmetleri bu araçla verilmeye başlanır. Ürgüp Müzesi 1971 yılında açılan müze Ürgüp civarından ele geçen fosil örneklerinin dışında Prehistorik, Eski Tunç Çağı, Hitit, Frig Pers, Hellenistik, Roma, Bizans ve Osmanlı Dönemi eseri mevcuttur. Müze de ayrıca yörenin mahalli kıyafetlerinin, eşyalarının ve silahlarının bulunduğu etnografik seksiyonu da vardır. Ürgüp Müzesi’ne bağlı ören yerleri Mustafapaşa Aios Vasilios, Manastır Vadisi Kiliseleri, Yeşilöz (Aziz Theodor Kilisesi ve Pancarlık Kilisesidir. Aziz Theodore (Tağar ) Kilisesi Ürgüp-Kayseri yolundan 8.5km. sonra sağa dönülüp 8km. daha gidildiğinde Ürgüp ilçesinin Yeşilöz köyüne ulaşılır. Buradaki kilise ‘T’ planlı, merkezi kubbelidir. (Kubbe çöktüğünden camla kapatılmıştır. ) Üst katta bulunan galeriye bir merdiven sayesinde çıkılmaktadır. Bu nedenle Kapadokya kiliseleri içinde tek örnektir. Genelde resimleri iyi korunmuş olan kiliseyi üç sanatçı kendi stillerine göre farklı zamanlarda süslemiştir. Aziz Theodore adına yapılmış olan Tağar Kilisesi, 11-13. yüzyıllara tarihlenmektedir. Sahneleri: Deesis, Müjde, Doğum, Peygamberlerin görünümü, Havarilerin görünümü, İsa Çarmıhta, Melekler Gabriel ve Michael, madalyonlar içinde aziz tasvirleri. Pancarlık Kilisesi Ortahisar kasabasının güneyinde, Ürgüp-Mustafapaşa yolunun sağındaki Pancarlık vadisindedir. Düz tavanlı tek nefli ve tek apsislidir. Kilisedeki duvar resimleri daha çok yeşil zeminlidir ve oldukça iyi korunmuştur. İlk bakışta kiliseyi iki farklı sanatçının farklı zamanlarda boyadığı düşünülse de sahneler ve tüm yazılar ayrı ayrı incelendiğinde aynı sanatçı tarafından süslendiği anlaşılmaktadır. Zengin İncil siklusunu içeren kilisede sahneler frizler halinde birbirini takip etmekte, frizin her iki yanını madalyonlar içinde aziz tasvirleri sınırlamaktadır. Pancarlık Kilisesi 11. yüzyılın ilk yarısına tarihlenmektedir. Sahneler: Peygamberlerin görünümü, Müjde, Ziyaret, Bakireliğin ispatı, Beytüllahim’e yolculuk, Doğum, Üç müneccimin tapınması, Joseph’in ikinci rüyası, Mısır’a kaçış, Masum çocukların katliamı, İsa’nın mabete takdimi, Elizabeth’in takip edilişi, Vaftizci Yahya’nın görevlendirilmesi, Vaftizm, İsa’nın denenmesi, Kana düğünü, Şarap mucizesi, Balık ve ekmeklerin çoğaltılması, Havarilerin tanrı yolunda görevlendirilmesi, Şeytan çarpmış adamın iyileştirilmesi, Cüzzamlı adamın iyileştirilmesi, Sakat kadının iyileştirilmesi, Jairus’un kızının iyileştirilmesi, Balıkların çoğaltılması mucizesi, İsa ve Samarralı kadın, Başkalaşım, İsa Golgota yolunda, İsa çarmıhta, İsa’nın cehenneme inişi, İsa’nın göğe yükselmesi, Melek Gabriel ve Michael ve madalyonlar içinde aziz tasvirleri. Kırk Şehitler Kilisesi Ürgüp’ün Şahinefendi köyünün yaklaşık 1km. uzağındadır. Dik bir yamacın eteğindeki peribacasının içine oyulan Kırk Şehitler Kilisesi, 2 apsisli ve 2 nefli ender örneklerdendir. Beşik tonozlu nefler kemerli 2 sütunla desteklenmiştir. Kilisenin kolay ulaşılabilen freskleri hemen hemen yok olmasına karşın her iki nefin üst kısmındaki freskleri oldukça iyi korunmuştur. Güney nefteki David tasvirinin karşısında yer alan yazıt, kilisenin hem adını hem de 1216/17 yıllarına tarihlendiğini belirtmektedir. Sahneleri: Deesis, Müjde, Doğum, Üç müneccimin tapınması, İsa’nın mabete takdimi, İsa çarmıhta, İsa’nın göğe çıkışı, Meryem’in ölümü, kuzeydeki nefte kırk şehitler ve diğer aziz tasvirleri
Devamını okuyun…»

Yorum Yazın 31.01.2009

Dünya’nin Olusumu ve Depremler

Dünya’nin Olusumu ve Depremler

Üzerinde yasadigimiz dünyanin 5 milyar yillik tüm olusum süreci içerisinde depremler meydana gelmistir. Dünyanin olusumunun büyük bir bölümünü tamamladigi süreç olan Arkeozoik Dönem de 4 milyar yil boyunca yeryüzünün seklini tamamen degistirecek güçte depremler olmustur. Ayrica bu süre içerisinde kita çekirdekleri meydana gelmis ve yerküre üzerindeki ilk kivrimlar yani daglar olusmustur.
Paleozoik Dönem’de yeryüzündeki ilk büyük kivrimlar; Hersinyen ve Kaledoniyen kivrimlari ortaya çikmistir. Yine bu dönemde de Arkeozoik dönemdeki kadar olmasa da siddetli tektonik hareketler, kivrilmalar ve volkanik olaylar meydana gelmistir. Süper Kita adini verdigimiz “Pangea” kitasi bu olusumlar sonucunda büyümeye daha sonra da kitalara ayrilmaya baslamistir.
Mezozoik zamanda ise Pangea kitasi parçalanmaya baslamis ve yavas yavas bugünkü kitalar ortaya çikmistir. Yine bu dönemde Alp-Himalaya kivrimlarinin olusmasi için gerekli olan tortullasma meydana gelmistir. Neozoik zamanda ise çok siddetli tektonik ve volkanik hareketlenmeler olmustur. Mezozoik dönemde birikmis olan tortullar ile Alp-Himalaya kivrimlari olusmustur. Bu dönemde Pangea kitasi tamamen yok olarak yerini bugünkü kitalara birakmis; Tetis Denizi de Atlas ve Hint Okyanuslari’nin olusmasina neden olmustur. Türkiye’nin büyük bir bölümü ve Kuzey, Güney ve Bati Anadolu Fay Hatlari da bu seizma sayesinde ortaya çikmistir. Yine seizma nedeniyle seizma nedeniyle deniz çanaklari derinlesmistir. Karadeniz buna çok iyi bir örnektir.
Antropozoik Dönem’in ilk yarisinda buzullasma meydana gelmistir. Ingiltere, Avrupa’dan kopup ada haline gelmistir. Deniz seviyesi bugünkü seviyesine ulasmis, Egeit karasi çökmüs ve Akdeniz’in sulari ilerleyerek Ege Denizi,Çanakkale ve Istanbul Bogazlari’ni olusturmustur.

Depremlerin Olus Nedenleri

Dünyanin iç yapisi konusunda, jeolojik ve jeofizik çalismalar sonucu elde edilen verilerin destekledigi bir yeryüzü modeli bulunmaktadir. Bu modele göre, yerkürenin dis kisminda yaklasik 70-100 km.kalinliginda olusmus bir Tasküre (Litosfer) vardir. Kitalar ve okyanuslar bu taskürede yer alir.Litosfer ile çekirdek arasinda kalan ve kalinligi 2.900 km olan kusaga Manto adi verilir. Manto’nun altindaki çekirdegin Nikel-Demir karisimindan olustugu kabul edilmektedir.Yerin, yüzeyden derine gidildikçe isinin arttigi bilinmektedir. Enine deprem dalgalarinin yerin çekirdeginde yayilamadigi olgusundan giderek çekirdegin sivi bir ortam olmasi gerektigi sonucuna varilmaktadir. Manto genelde kati olmakla beraber yüzeyden derine inildikçe içinde yerel sivi ortamlari bulundurmaktadir. Tasküre’nin altinda Astenosfer denilen yumusak Üst Manto bulunmaktadir.Burada olusan kuvvetler, özellikle konveksiyon akimlari nedeni ile, tas kabuk parçalanmakta ve birçok “Levha”lara bölünmektedir. Üst Manto’da olusan konveksiyon akimlari, radyoaktivite nedeni ile olusan yüksek isiya baglanmaktadir. Konveksiyon akimlari yukarilara yükseldikçe tasyuvarda gerilmelere ve daha sonra da zayif zonlarin kirilmasiyla levhalarin olusmasina neden olmaktadir. Halen 10 kadar büyük levha ve çok sayida küçük levhalar vardir. Bu levhalar üzerinde duran kitalarla birlikte, Astenosfer üzerinde sal gibi yüzmekte olup, birbirlerine göre insanlarin hissedemeyecegi bir hizla hareket etmektedirler. Konveksiyon akimlarinin yükseldigi yerlerde levhalar birbirlerinden uzaklasmakta ve buradan çikan sicak magmada okyanus ortasi sirtlarini olusturmaktadir. Levhalarin birbirlerine degdikleri bölgelerde sürtünmeler ve sikismalar olmakta, sürtünen levhalardan biri asagiya Manto’ya batmakta ve eriyerek yitme zonlarini olusturmaktadir. Konveksiyon akimlarinin neden oldugu bu ardisikli olay tatkürenin altinda devam edip gitmektedir. Iste yerkabugunu olusturan levhalarin birbirine sürtündükleri, birbirlerini sikistirdiklari, birbirlerinin üstüne çiktiklari ya da altina girdikleri bu levhalarin sinirlari dünyada depremlerin olduklari yerler olarak karsimiza çikmaktadir. Dünyada olan depremlerin hemen büyük çogunlugu bu levhalarin birbirlerini zorladiklari levha sinirlarinda dar kusaklar üzerinde olusmaktadir. Yukarida, yerkabugunu olusturan “Levha”larin, Astenosferdeki konveksiyon akimlari nedeniyle hareket halinde olduklarini ve bu nedenle birbirlerini ittiklerini veya birbirlerinden açildiklarini ve bu olaylarin meydana geldigi zonlarin da deprem bölgelerini olusturdugunu söylemistik. Birbirlerini iten ya da digerinin altina giren iki levha arasinda, harekete engel olan bir sürtünme kuvveti vardir. Bir levhanin hareket edebilmesi için bu sürtünme kuvvetinin giderilmesi gerekir. Itilmekte olan bir levha ile bir diger levha arasinda sürtünme kuvveti asildigi zaman bir hareket olusur. Bu hareket çok kisa bir zaman biriminde gerçeklesir ve sok niteligindedir. Sonunda çok uzaklara kadar yayilabilen deprem (sarsinti) dalgalari ortaya çikar.Bu dalgalar geçtigi ortamlari sarsarak ve depremin olus yönünden uzaklastikça enerjisi azalarak yayilir. Bu sirada yeryüzünde, bazen gözle görülebilen, kilometrelerce uzanabilen ve FAY adi verilen arazi kiriklari olusabilir. Bu kiriklar bazen yeryüzünde gözlenemez, yüzey tabakalari ile gizlenmis olabilir. Bazen de eski bir depremden olusmus ve yerüzüne kadar çikmis, ancak zamanla örtülmüs bir fay yeniden oynayabilir. Depremlerinin olusumunun bu sekilde ve “Elastik Geri Sekme Kurami” adi altinda anlatimi 1911 yilinda Amerikali Reid tarafindan yapilmistir ve laboratuvarlarda da denenerek ispatlanmistir. Bu kurama göre, herhangibir noktada, zamana bagimli olarak, yavas yavas olusan birim deformasyon birikiminin elastik olarak depoladigi enerji, kritik bir degere eristiginde, fay düzlemi boyunca var olan sürtünme kuvvetini yenerek, fay çizgisinin her iki tarafindaki kayaç bloklarinin birbirine göreli hareketlerini olusturmaktadir. Bu olay ani yer degistirme hareketidir. Bu ani yer degistirmeler ise bir noktada biriken birim deformasyon enerjisinin açiga çikmasi, bosalmasi, diger bir deyisle mekanik enerjiye dönüsmesi ile ve sonuç olarak yer katmanlarinin kirilma ve yirtilma hareketi ile olmaktadir. Aslinda kayalarin, önceden bir birim yerdegistirme birikimine ugramadan kirilmalari olanaksizdir. Bu birim yer degistirme hareketlerini, hareketsiz görülen yerkabugunda, üst mantoda olusan konveksiyon akimlari olusturmakta, kayalar belirli bir deformasyona kadar dayaniklilik gösterebilmekte ve sonrada kirilmaktadir. Iste bu kirilmalar sonucu depremler olusmaktadir. Bu olaydan sonra da kayalardan uzak zamandan beri birikmis olan gerilmelerin ve enerjinin bir kismi ya da tamami giderilmis olmaktadir. Çogunlukla bu deprem olayi esnasinda olusan faylarda, elastik geri sekmeler (atim), fayin her iki tarafinda ve ters yönde olusmaktadirlar. FAYLAR genellikle hareket yönlerine göre isimlendirilirler. Daha çok yatay hareket sonucu meydana gelen faylara “Dogrultu Atimli Fay”denir. Fayin olusturdugu iki ayri blokun birbirlerine göreli olarak saga veya sola hareketlerinden de bahsedilebilinir ki bunlar sag veya sol yönlü dogrultulu atimli faya bir örnektir. Düsey hareketlerle meydana gelen faylara da “Egim Atimli Fay”denir. Faylarin çogunda hem yatay, hem de düsey hareket bulunabilir.

Depremlerin Türleri

Depremler olus nedenlerine göre degisik türlerde olabilir. Dünyada olan depremlerin büyük bir bölümü yukarida anlatilan biçimde olusmakla birlikte az miktarda da olsa baska dogal nedenlerle de olan deprem türleri bulunmaktadir. Yukarida anlatilan levhalarin hareketi sonucu olan depremler genellikle “TEKTONIK” depremler olarak nitelenir ve bu depremler çogunlukla levhalar sinirlarinda olusurlar.Yeryüzünde olan depremlerin %90′i bu gruba girer. Türkiye’de olan depremler de büyük çogunlukla tektonik depremlerdir. Ikinci tip depremler “VOLKANIK” depremlerdir. Bunlar volkanlarin püskürmesi sonucu olusurlar.Yerin derinliklerinde ergimis maddenin yeryüzüne çikisi sirasindaki fiziksel ve kimyasal olaylar sonucunda olusan gazlarin yapmis olduklari patlamalarla bu tür depremlerin maydana geldigi bilinmektedir. Bunlar da yanardaglarla ilgili olduklarindan yereldirler ve önemli zarara neden olmazlar. Japonya ve Italya’da olusan depremlerin bir kismi bu gruba girmektedir. Türkiye’de aktif yanardag olmadigi için bu tip depremler olmamaktadir. Bir baska tip depremler de “ÇÖKÜNTÜ” depremlerdir. Bunlar yer altindaki bosluklarin (magara), kömür ocaklarinda galerilerin, tuz ve jipsli arazilerde erime sonucu olusan bosluklari tavan blokunun çökmesi ile olusurlar. Hissedilme alanlari yerel olup enerjileri azdir fazla zarar getirmezler. Büyük heyelanlar ve gökten düsen meteorlarin da küçük sarsintilara neden oldugu bilinmektedir. Odagi deniz dibinde olan Derin Deniz Depremlerinden sonra, denizlerde kiyilara kadar olusan ve bazen kiyilarda büyük hasarlara neden olan dalgalar olusur ki bunlara Tsunamidenir. Deniz depremlerinin çok görüldügü Japonya’da Tsunami’den 1896 yilinda 30.000 kisi ölmüstür.

Deprem Parametreleri

Herhangibir deprem olustugunda, bu depremim tariflenmesi ve anlasilabilmesi için “DEPREM PARAMETRELERI” olarak tanimlanan bazi kavramlardan söz edilmektedir. Asagida kisaca bu parametreleri açiklayacagiz.

Devamını okuyun…»

Yorum Yazın 31.01.2009

Tüm İller hakkinda kisa kisa bilgi Flash

Tüm İller hakkinda kisa kisa bilgi Flash dosyasini indirmek için

asagidaki linke tiklayiniz..

Tüm İller hakkinda kisa kisa bilgi Flash

Yorum Yazın 31.01.2009

Onceki Yazilar


RASTGELE YAZILAR

  • RÜZGÂRLAR,RÜZGARLARIN HIZINI VE YÖNÜNÜ ETKİLEYEN FAKTÖRLER,RÜZGAR ÇEŞİTLERİ(SÜREKLİ(Alize,Batı,Kutup Rüzgarı),MEVSİMLİK(Yaz ve Kış Musonu,VE YEREL RÜZGARLAR(Dağ ,Vadi,Kara,Deniz Meltemleri,Föhn ,Sıcak ve Soğuk Yerel Rüzgarlar)
  • Nahcivan hakkinda bilgi
  • Canlı Doğal Kaynaklar
  • BLAISE PASCAL, 1623-1662
  • MARMARA BÖLGESi
  • Danimarka Hakkinda Geniş Bilgi
  • BASINÇ NEDİR
  • Ölçüsü ve uyağı olan söz ya da yazıya “manzum” ya da “manzume” denir.
  • PERİ BACALARININ OLUŞUMU
  • Bilim Nedir Hakkında Bilgi
  • CANLILARIN ÇEŞİTLİLİĞİ
  • Paralel Bağlı Devrelerde Akımın İncelenmesi
  • GÜNEŞ Hakkinda Bilgi
  • Türkiye Hakkında Geniş Bilgi
  • COĞRAFYA OYUNLARI
  • ALT MENU

    Etiketler

    Arşivler

  • UserOnline

  • Most Users Ever Online Is On

    Users: 6 Guests
    1 User Browsing This Page.
    Users: 1 Guest

    TAKViM

    Mart 2010
    Pts Sal Çar Per Cum Cts Paz
    « May    
    1234567
    891011121314
    15161718192021
    22232425262728
    293031  

    KATEGORiLER

    Son Yazilar


    7 Sayfa: [1] 2 3 4 » ... Son Sayfa »

    XML-Sitemap - Aci Hayat, Yalanci Yarim, - Digital Uydu, msn nickleri, Frekanslar, Guncel Keyler
    - Kv Pusu Karacadag Mp3 indir - Kurtlar Vadisi Pusu 8. bolum download indir izle seyret -
    |1|2|3|4|5|6|7|8|9|10|11|12|13|14|15|16|17|18|19|20|21|22|23|24|25|26|27|28|29|30|31|32|33|34|35|36|37|38|39|40|41|42|43|44|45|46|47|48|49|50|51|52|53|54|55|56|57|

     

     

    Sohbetci- Sohbet - Sohbet - Sohbetburada - Chat - Chat - Muhabbet - MIRCSOHBET
    ......